14 Haziran 2017 Çarşamba
YENGECİN SICAK YAZI
YENGECİN SICAK YAZI
Farkındalık ne gezer dalmış gitmişiz zamanın uykusuna, nerelerdeyiz diye sorunca hemen soruyla cevap veriyor bu eski sanat: güneş nerede?
"Soruyu aya sorarız, gece ay soruyu güneşe iletir, güneş sabah cevabıyla gelir."
Her mevsimi güneş öncü burçları ziyaret ederek başlatır. Şimdi önümüzde güneş 0 derece yengeç ile başlayacak olan yaz mevsimi. Öyleyse bizde An'ı soralım bakalım haritaya: güneş 0 derece yengeç haritamız neler söylüyor.
Yaz mevsimi haritamız da kendine 12 burç içinden yengeç yükseleni seçmiş. Duble yengeç olduk bu yaz. Ülkemizin de yükseleni de yengeç bu arada, oldu mu 3 kuvvetinde yengeç. Aklımıza dünyanın da yükselen burcunun yengeç olduğu geliyor: 4 kuvvetinde yengeçle karşı karşıyayız.Eskici dükkanındayız yani.
Yengeç her şey en başta olduğu gibi tekrarlanıp durur. Hayat ve dünya bu tatlı acı anılarımızla tekrarlayıp duran bir yanılsamadır.
Duygusal bağcıklarla birbirimize ve her şeye bağlıyız ve bu sayısız derin bağcıkla dünyanın ve tekerleğin dönmesinin garantisiyiz.
Kendimize bu haritada güneş gören aydınlık bir ev seçseydik iyiydi. Ne gezer benlik, zihin ve tepki ,12. evde belirsiz ve sisler altındalar.
Haritanın aya göre lordu yönetici olduğu ikizler burcunun son derecesinde ve güneşden yanmış Merkür. Tüm cinliğiyle majesteleri güneşin hizmetinde ama bulunduğu evin işaret ettiği kocaman bir kayıp sadece.
Hastanede, hapishanede, aşevinde ya da bakımevinde kalmış yokuşta tırmanmaya çalışan ruhlar. En hafifiyle kendi içine inzivaya çekilip sevgi şefkat için dua edip merhamet dilendiğimiz bir yaz.
Niye ki, niye böyle oldu, sevgiyi şefkati hangi ara unuttuk. Bir çiçeği bile koklarken nezaketden mi bahsediliyordu bir zamanlar, nerede kaldı kötü söz, adaletsizlik, yaygın şiddet, insanımsıların kötü kökleri niye böyle güçlü sulanıyor. Merhamet herkesin ihtiyacı değil mi?
Yengecin yücelim yöneticisi veriyor cevabı: jupiter o, terazide 4. ev de, pluton ve marsla T kare yapıyor. Bu köklerin değişim süreci, etiğin ve ahlakın değişimi.
Kökler sancıyla dönüşüyor, değişiyor. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.Bu bir deprem, aileleri, devletleri, dünyayı değiştiriyor.Öncü burçlar iş başında. Ve değişim her zaman sancılı. Dünya dediğimiz bu tumturaklı eskici o kadar çöp biriktirmiş ki pis kokular uzun süre ortalıkta olacak.
İyi haberler olmadan olur mu hiç? Varoluş kutupsuz olur mu? Kötü varsa iyi de vardır.Yang varsa ying hemen oradadır. Haritamızın yükselen burcunun yöneticisi ay yüceldiği boğada yanına harika boğa Venüs'ünü de almış, umutlar ,idealler evinde poz vermekte.
Dünyanın her zamanında fakirlik çoğunlukta olmuş. Ee umut zaten fakirin ekmeği, bu yaz bol bol umut ekmeğinden yiyeceğiz. Dostlarımızla , bir araya geldiğimiz arkadaşlarımızla umudumuzu tazeleyeceğiz.Sakin olun dünya hep böyle dönmüştü ve böylece dönmeye devam edecek.
Haritanın yine öncü tepesinde koçta üranüs bulunuyor, güneş ve Satürn'le gayet net bakışan değişimci planet yönetim zirvesinde gerçekleşecek sürpriz olayları simgeliyor.
Kısacası bildiğiniz yengeç kızgın kazanda haşlanıyor bu yaz.
hobimastroloji@blogspot.com
10 Haziran 2017 Cumartesi
BURÇLARIN SONSUZ ÇABALARI
BURÇLARIN SONSUZ ÇABALARI
İlk hareketle ilk atlayanlarız biz
Aşağıda ki mavi soluk noktaya
Adının dünya olduğunu sonradan öğrendik
Ama size bir şey söyleyeyim mi
Mavi soluk olmasaydı da yine atlardık
Hatta kırmızıyı tercih ederdik bize sorulsaydı
Koçlarız biz
İlk atlayanlar
Zamansız yerde çok sıkılmıştık çok
Bize her zaman hareket lazım
Cesaret bizim işimiz
Sıra önemlidir bu oyunda
Biz koçlardan sonra geldik
Ya bir durun, bir durun şöyle
Oturun oturduğunuz yerde sakin
Boğalarız biz
Buda bizdendi
Öyle oturdu ki Nirvana'ya yükseldi
Şu mis kokulu tadı güzel çayır otlak bizim
İlkbaharla beraber coşan meyve veren bu topraklarda
Serilir yatarız memnuniyetle
Güven bizim işimiz
Bir anda anladım yalnız olmadığımızı
Bir an yansımam sanmıştım boşlukta
Sonra fark ettim kardeşlerimi
Bir elimin parmakları kadardık önce
Sonra iki elimin parmakları kadar
Sonra da saymaktan vazgeçtim
Hızla çoğaldık kardeşlerimle
Homo sapiens'i yazanın yalancısıyım
Tüm uygarlığı su kenarında dedikoduyla başlattık
İkizleriz biz
Kardeşlik bizim işimiz
Bir yuva gerekiyordu bize
Bir yuva korunmamız için
Dışarısı tamam da insan bir çekilmeli içine
Ama yalnız değil
Anne babasıyla çekilmeli köklerine
En derinde ki en gizlide ki köklere
Bu dünya kocaman bir rahim
İçinde sevgiye aç bebekleriz
Yengeçleriz biz
Dışımız serttir dünyanın kabuğu gibi
Ama içimiz yumuşacık
Duygular bizim işimiz
Hey çocuklar
Güneş dünyaya hayat verdi
Buraya kadar ne güzel bir oyun
Ciddileşmeye gerek var mı
Tüm bu dünya sahnemiz
Oyun oynamaya geldik buraya biz Aslanız
Canlılık enerji ihtişam
Aşk tüm oyunların zirvesi
Zirvede kalabilseydik iyiydi
Coşku bizim işimiz
Bizden önceki tüm mahlukat
Ne işe yararsınız siz
Faydanız nedir bilelim
Karnımızı doyurabilir misiniz
Sorunlarımızı çözebilir misiniz
Yaramıza merhem yapabilir misiniz
Başağız biz
Üretim tüketim hesabını tutarız
Kilo almaya karşıyız
Yardım bizim işimiz
Hepinizi bir tartalım da görün
Bir güzel de yargılayalım
Ama inanın majestelerinin yargısı gibi değil
Sizi gözbağlarımız varken tartacağız
Kulaklarımız açık olarak sizi dinleyeceğiz
Bir köprü kuracağız sizle
Anlaşacağız
Bu dünyanın hepimize yeteceğinin farkına varacağız
Biraz kibar olun lütfen
Terazileriz biz
Nezaket bizim işimiz
Buraya kadar hep birşeyleri sakladınız
Hep birşeyleri gizlediniz
Şu anda bile ellerinizde ki telefonlarda
Ya da bilgisayarlarınızda
Gizleniyorsunuz boşuna
Akrebiz biz tüm gizli saklı bizde
Gözden kaçırmaya çalıştığınız ölüm yoldaşımız
Olup biteni anlayamadığınız sürece
Tüm ölümlerin amacı yeniden doğmaktır
Kartal uçuşu tek hayalimiz
Tehlike bizim işimiz
Hey amatörler kulak verin bize
Biz çok şey gördük yaşadık
Çok uzaklara seyahatler yaptık
Çok insanlarla tanıştık
Biliyoruz biz doğru yolu
En iyi olanı insana en yakışanı
Ateşin başına toplanın anlatalım size tüm öyküleri
Avcıyız okçuyuz sporcuyuz
Yaylarız biz
Uzmanlık bizim işimiz
Hey siz aşağıdakiler
Duymuyoruz biz sizi sessizdir zirveler
Yeryüzünün tepesindeyiz burası insanlığın sınırı
Burada öyle sıcak duygular oyun falan yaşam bulamaz
Bu zirvede herşey kaskatı soğuk ve buzdur
Biz buna sistem diyoruz
Acımasızca tırmanırız
Hedef hep en yüksektir
Ve zirveler yalnızdır
Oğlaklarız biz
Ciddiyet bizim işimiz
Başlarım ben şimdi sizin sisteminize
Limon sıkarım her işinize
Dahiyiz biz
Ne çabuk unuttunuz uzaydan geldiğinizi
Uzaydan ve yukardan
Şimdi bu aşağılık sistemlerinizle özdeşleşmişsiniz
Mavi soluk gezegenin içine etmişsiniz
Böyle bir hayat kabul edilemez böyle yaşanamaz
İnsanlık umudundan vazgeçemez
Kovayız biz
İsyan bizim işimiz
Hey dışardakiler
Bizi hiç duymuyorsunuz
Biz Balıkları
Haklısınız tüm sesimiz
Suda ki baloncuklar kadar
Siz okyanusun dışında olduğunuzu varsayıyorsunuz
Biz her daim okyanustayız
Tüm o sisteminiz gerçek algınız ve somutlaştırma çabalarınız
Ne gülünç
Bitti işte
Sadece suya yazı yazmıştınız
Sonsuzluk bizim işimiz.
hobimastroloji@blogspot.com
2 Haziran 2017 Cuma
ÜLKEMİZİN ACI GÜNÜ
ÜLKEMİZİN ACI GÜNÜ
Ağır ve elim helikopter kazasını daha yeni yaşadık.Bulunduğumuz ikizler burcunu hava elementi diye bilirdik oysa hava kurşun gibi ağır.
Astrolojiyle ilgilenirken temel sorunlardan biri şu oluyor: nereye kadar hayatımıza alabiliriz? Ben bu soruyu hep sorup duruyorum, kendimi kötü hissedince of bir şeyler kötü açı yapıyorlar işte, baksan ne olacak ki diyorum sonra olan oluyor, daha sonra fırtına duruluyor en sonra haritaların başına geçiyorum şaşırıp kalıyorum.
Ülkemizin kaza günü progres haritasını açıyoruz ve ona bakıyoruz. Arroyo'nun bir lafı var " haritaya kendime yakın gördüğüm bir noktadan girer ve oradan devam ederim " diyor. Bu haritaya baktığımda da ben önce aya baktım marsdan hemen daha yeni ayrılmaya başlamış ama aradığım o değil sanki ve evet iki planet farklı burçlarda aynı derece ve dakikadalar hem de birbirleriyle açı kuruyorlar: Merkür ve üranüs onlar. Merkür hem yükselen yöneticisi, hem onuncu ev yöneticisi olarak önemli olayı işaretliyor. Aynı zamanda Merkür her türlü iletişimin, taşımanın, araçla iletmenin sembolü. Merkür oğlakta askeri ulaşımın sembolü ve balıkta ki üranüsümüzle tam 60 derece ile bakışıyor. Üranüs zaten gökyüzünde ki kriz , yüksek gerilim ,elektrik ve ani kaza sembolü.Bu acı kazada helikopterimiz yüksek gerilim hatlarına çarpmış ve kaza gerçekleşmiş.
Öncelikle bu harita bir progres harita olduğu için bu görünüm uzun süredir zaten var olan bir görünümdür diye düşündüm.Öyledir progres yani ilerletilmiş haritalarda mars ötesi ağır planetler hızları gereği fazla ilerlemezler. Örneğin ülkemiz kurulalı 94 sene olmuş natal haritada zaten retro olan üranüs 13 derece balıkta iken bugüne göre çıkarılan progres haritada Üranüs düz harekette ve 15 derece balıkta. Ama merkür o Zeus'un hızlı habercisi daha fazla ilerlemiş natal haritada terazideyken şimdi progres haritada 15 derece oğlakta.
Merkür üranüs görünümünün nasıl geliştiğini kavrayabilmek için mesela 6 ay öncesinin progres haritasına baktım: merkür 6 ay önce 15 derece 11 dakika oğlaktaymış, üranüs ise aynı haritada 15 derece 27 dakika balıktaymış. İyi dedim kaza gününden çok daha önce bu görünüm derece bazında zaten kurulmuş bir gösterge olarak alınamaz o zaman. Ama yine de bakmaya devam ettim. Tam kazadan bir ay önce Nisan sonunda progres haritaya baktım: Merkür 15 derece 25 dakika oğlak ve üranüs 15 derece 28 dakika balık.
Bir tuhaflık var ve görüyoruz ki 31 Mayıs kaza günü ülke progres haritasında iki planette bulundukları burçta tam aynı derece ve dakikadalar ve hatta aralarında 4 saniye ile tam 60 derecelik açıyı kuruyorlar.
Elim olayın meydana geldiği zaman ve aynı zamanın kaza sembollerinin ülke progres haritasının üzerinde ki saniyelik izdüşümü bizi yine astroloji gizemine uyandırıyor.
Tanrım kum saati sanıyordum hayatımızı fakat kumların tek tek sayıldığını bilmiyordum.
Varoluş doğayı , hayatı ,kozmosu, tüm alemleri ve en küçük hücreyi kusursuz bir
mükemmellikte döngüler sarmalında yönetirken biz insanımsılar şaka gibiyiz herhalde.
Satürn ve satürn ötesi planetlerle bakışan kişisel planetlerimizi bir insanın kaderiyle bakışmasına benzetiyorum, ülke haritasında da böylesi bir görünüm ağır kadersel bir kazaya ve ülke halkı olarak zihinlerimizde acı bir travmaya sebebiyet verdi. Kahramanlarımızı toprağa verdik ve acı ile sarsıldık. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin ve ailelerine bizlere sabırlar versin.
Kimler kaderinin gözüne bakabilecek kadar cesur olabilir ki?
Kaderinin gözüne bakabilecek kadar cesur olabilen Atatürkü ve onun kurtuluş savaşı veren şanlı halkını, bugünde vatan için şehit olan kahramanlarımızı hiç unutmayalım.
hobimastroloji@blogspot.com
9 Mayıs 2017 Salı
AKREP DOLUNAYI
BOĞA GÜNEŞİNDE AKREP DOLUNAYI
Niye geldin bu dünyaya?
Bu dolunayı yazmasam olmazdı.
Farkındamısınız bahar geldi.
Doğa o güçlü enerjisiyle her yıl olduğu gibi yeniden uyandı.
Yeşilin her tonu canlılık veren enerjileriyle bitkiler, bize kendini hatırlatan güneş, artık ısınan deniz, mavi gökyüzü.
Niye geldin bu dünyaya?
Çocuk doktoruyum ya sanki bu ilkbahar iyice farkettim:
Bu bahar öyle güzel bebekler doğuyor ki, muhteşemler, harikalar,albeniyle doğuyorlar,
Kafamızda dünya kötü dönüyor ya, yanlış yöne doğru,
Yok arkadaşım varoluşun umrunda değil,
O çok güçlü, canlı, enerjik,verimli,güvenli,neşeli.
Niye geldin bu dünyaya?
Yakınlarda iki genç insanla oturuyorum, 25 yaş civarındalar okullar bitmiş, iyi kötü bir işe girmişler, aile evinden çıkmışlar, ama bir bıkmışlar, bir sıkılmışlar ki, çok karamsarlar. Homo sapiens kitabında bahsi geçen doğuştan seratoninleri eksik iki insan yavrusu. Kafamda hızlıca düşündüm ortalama insan ömrü 100 sene desek bu gençler geri kalan 75 yılı nasıl, neyle hangi güdüyle geçirecekler, çok zor ya, daraltıcı.
Niye geldin bu dünyaya?
Geçenlerde Ege'de bir toplantıdaydım, ne şanslıyım pazar erkenden güneşin doğuşuyla uyandım, kıyıya indim, yürüdüm, denize girdim, doğa çok cömert bu kadar hesapsızlık olur mu, bu denli bonkörlük. Ihlamur kokuları, dupduru ve kıpırtısız bir deniz. Etrafta bir köpekler var dört beş tane oynayıp durdular kumda, bir ben varım, bir de genç bir adam geldi sonra, üstünü çıkardı kumsalda kendi fotosunu çekti durdu. Otel doluydu aslında ama biz insanoğulları herzamanki gibi doğanın bu muhteşem şölenine duyarsızdık. Biz hiç gerçekten bakıyor muyuz, ya da hiç gerçekten fark edebiliyor muyuz diyen Krishnamurti geldi aklıma.
Niye geldin bu dünyaya?
Sevgili hocam Devrim Yılmazer'in eşsiz coğrafi astroloji kitabında değindiği gibi ülkemizin tüm toprakları 0 derece boğa ve 0 derece ikizler arasında bir MC tepe noktasına sahipler grafikte, bu bilgi beni uyardı bu boğa akrep dolunayında haritayı İstanbul merkezli çıkardım.
Bu boğa akrep dolunayı tabi ki çok güçlü, çünkü sabit burçlar çok güçlüdür, aslan ve kovada eklenince dördüne dünyayı taşıyan güçlü direkler denmiştir. Bu dolunayda boğa güneşi ve akrep ayı karşılıklı duracak ve birbirlerine bakacaklar. Yeniayda bir olup tatlı tatlı sevişen bu birbirine aşık güçlü ışıklar şimdi her ay yaptıkları kayıkçı kavgalarını tekrarlayacaklar.
Astroloji dediğimiz bu sembol okuma sanatında dolunay yeniay gibi önemli anların haritaları çok gizemli ve sihirlidir. Bende haritayı açınca bir soru sorup ondan cevap dilemeye karar verdim. Benim içimden yükselen soruyu tekrarlayıp duruyorum:
Niye geldin bu dünyaya?
Haritada sorumu önce hemen göze batan tam yükselene oturmuş oğlak Plütonu cevapladı:
Tabi ki ölmek için.
Evet yükselende ki oğlak plutonu net olarak bunu söylüyor. Yalnızca öleceğimiz garanti. Adımız yalnızca devlet kurumlarında ki en alttaki havasız nemli bodrum arşivinde ki tozlu raftaki yapışkan sararmış sayfalı bir defterde kalacak sadece ve o sayfanın kenarını da fareler kemirecek. Bu garanti, doğana bonus olarak veriliyor.
Ama her ölüm yenidoğana yer açar ve tekerlek yuvarlanıp durur. Olmak sadece sizin elinizde, yoksa bir çok açılmadan adrese teslim paketler gibi doğup ölüp duruyoruz.
Niye geldin bu dünyaya?
Plüton tabi o, herkesin içine hafakanlar basıyor onun ölüm temasıyla ama kozmosda onun bile çok esprili olduğunu ,NASA'ya verdiği fotoğrafta İştar'ın kalçaları-kalp- pozunu verince anlamıştım. Espri kozmosun her yerinde var, bugün iyiyiz yarın yokuz, çok kasmayalım kendimizi.
Haritadan cevap almaya devam ediyoruz, yükselen yöneticisi Satürn yayda, Aslan KAD ve Koç üranüs merkür kavuşumu ile büyük ateş üçgenini de yönetiyor. Ateş burçları: Aslan, Koç, Yay uzun zamandır beklediğiniz zamanlar. Vizyonlarınızı gerçekleştirmek için cesaret etmek, başlamak, planlamak, tamamına erdirmek zamanları. Projelere başlanır ,çalışılır ve bitirilir. Üçü bir arada mükafatlısınız. Çocuksu saf temiz enerjinizle tutkuyla dünyayı tutuşturmak için buradasınız.
Haritada artık iki ışığın birbiriyle kavgayı bırakıp bana ters ters baktığını farkettim sonunda. Hey assolistler bizleriz diyor gibiler. Tabiki haklılar adı üzerinde dolunay, önce akrep ayı, hiç kızdırılmaya gelmez, hem tepe evde hem de yüceldiği boğanın tam karşısında düşük değerlendirildiği akrep burcunda. Dolunay balık neptünü ve şironuyla görüşüyor.
Akrep, balık ve yengeç ,su burçları, kendi kendileriyle yüzleşme cesareti gösterecekleri ve geçmişte, karmalarında kalan bir dolu bastırılmış enerjiden kurtulacakları bir dolunayı yaşayacaklar. Gidilecek yolların en kutlusu kendi içimize yapacağımız yolculuktur ve en zorlu evrede insanın kendini tanımasıdır. Çürüyen atılır yenidoğana yer açılır. Zaten bu dolunayın modern yöneticisi de Plüton haritanın yükselenine oturmuş bize bunları işaret ediyordu.
Öyleyse su burçları niye buradaydık? Sular,seller gibi, hiç bırakmayacak gibi sevip, sevip, sonra ayrılmayı, bırakabilmeyi öğrenebilmek için buradaydık. Bu dolunay bu konuda eşsiz fırsatlar verecek.
Yalnız bu akrep ayının biriktirdiklerinden temizlenip kurtulup bir de kuruyabilmesi için tüm diğer burçlar epey bir kendilerinden verecekler yani. Evet hayatta hiç bir enerji tek başına değil, hepimiz birbirimize bağlıyız.
Niye geldin bu dünyaya?
Ve boğa güneşi. Her yıl baharın, bu inanılmaz şölenin güçlü işaretcisi. Ne kadersel bir dolunay bu ya, o da karmanın en derin evinde, dördüncü evde. Üstelik o da yükselendeki oğlak plutonuyla görüşüyor, sonlanmaya işaret ediyor. Baştan beri aynı tema tekrarlanıp duruyor: sonsuz dönüşüm. Aklıma Hekimoğlu türküsü geliyor: "konaklar yaptırdım döşetemedim ". Bir büyüğümüzü kaybedip üzülebiliriz bu dolunayda.
Boğa, ilkbahar gibi güçlü enerjisiyle, sahiplendiğimiz, kazandığımız mal ve mülkün, zenginliklerin, güzelliklerin, sıkıca elimizde tuttuklarımızın işareti boğa, bu haritanın dibinde elindeki herşeyi çaresiz vermiş gibi, artık avucunu açmış, inadı gevşemiş, elindekini bırakmış, teslim olmuş.
Toprak burçları boğa, başak ve oğlak, cansız şeylerin esiri olmayalım, haritada boğanın yöneticisi koçtaki venüsün ikizler marsıyla kurduğu yumuşak açının mesajı gibi silkinin artık, üzerinizden ölü toprağını atın, sağlam toprak dedik üzerine bina kurduk ama deprem geliyor yerin dibinden, yıkıyor binayı, biraz daha az para tutkusu, biraz daha çok sevgi, sizin katkınız olmadan ilerlemeyecek insanoğlu.
Niye geldin bu dünyaya?
Bu dolunay adı üzerinde çok dolu. Haritanın Antik çağda tanımlanan "aya göre lordu" Jüpiter terazide ve yine hava burcu olan ikizlerdeki marsla tatlı üçgen görüşmekte. Bir astroloji merkezi açmanın ve eğitime başlamanın tam zamanı bu yaz. Hey dünyalılar dünya küçük ve uzaydan izlenebiliyor diyor hava planetleri bize. Hava burçları: terazi, ikizler ve kova şanslısınız, tam istediğiniz arzu ettiğiniz gibi yeni bir vizyon, yeni dünyalar, iyimser yolculuklar, ruhsal ve eğitsel faaliyetler sizi bekliyor.
Niye geldin bu dünyaya?
Herşeyi aşkla yapmak için.
hobimastroloji@blogspot.com
26 Mart 2017 Pazar
REFERANDUM
REFERANDUM ASTROLOJİSİ : NEPTÜN MÜ ÜRANÜS MÜ-3
"Billy Lynn's long halftime walk" filmin adı, Irak'ta geçen bir amerikan savaş filmi gözüyle açtım, birazdan usta asker- hem de Vin Diesel canlandırıyor- çaylak askere "bhagavad gita"dan Krishna'nın Arjuna'ya seslendiği bölümden okumaya başlayınca, yayıldığım kanepeden yuvarlanıyordum az daha. Tabi yönetmene baktım hemen, Ang Lee. Sıradışı bir yönetmen. İlerleyen sahnede usta çaylağa şöyle seslenir: " korkma seni vuracak kurşun çoktan ateşlendi bile "
Astrolojik öngörüye odaklanınca ve geçmişten geleceğe doğru yön aldıkça kaderin yazılmış çizilmiş olduğu inancı beni ele geçiriyor her zaman. Kurşun çoktan ateşlenmiş, ok yaydan çıkmış oluyor, yetişemiyoruz.Balık burcunun yöneticisi transit Neptün'ün balık burcundaki güçlü konumu ,ülke haritasının tepesinde yer alması ve tam da şu ara natal üranüsle kavuşumu çok etkileyici.
Konumuz aşk ve romantizm olsaydı iyiydi. Neptün'lü konularda hesap kitap tutmaz çünkü. Hesap yapıp aşka düşülmez ki zaten, sınırsız, kontrolsüzdür aşk. Tam neptünik. Ama devlet, sistem, yapı tam da satürn ile ilgilidir. Kaskatı bir iskelet gerektirir insan vücudu gibi. Neptün hiç yapıdan hazzetmez. Okyanusa çok katlı inşaatı gibi bir hayaldir. Neptün'ün neye mal olduğunu iş işten geçtikten sonra anlarsınız. Sular çekildikten sonra kalana bakakalırsınız. Tabi ne kalacak : ıslak kum yığını. Aklıma balık, neptün, devlet, deyince hep nedense Gorbaçov gelir, ne dağıtmıştı ama.
Neptün yanılgıdır. Büyük hayal kırıklığıdır. Dağıtıcı ve eriticidir. Körükörüne inanmaktır. Çözülmek ve teslim olmaktır. Sisler altında kalmaktır. Kandırılmak ve yine kandırılmaktır. Neptün öncelikle bugünlerde ülke atmosferine hakim diye yazılara başlamıştım ama seçimlerle ilgili geçmişe bakıp biraz istatistik yapınca yanıldığımı anladım. Neptün benim baktığım 3 kasım 2002 ve sonrasında ki tüm seçim haritalarında da başat bir rol oynamış.
Seçim haritalarında ay halkın genel temsilcisidir. Halkın duygularını ve ihtiyaçlarını temsil eder. 2002 ve ondan sonra yapılan tüm genel seçim günü haritalarına bakınca ayın tek bir istisna seçim dışında neptünle hep akıcı, uyumlu açı kurduğunu gördüm. Halkımız sanki hep iyi temenni ve dileklerle oyunu kullanmış güçlü hayaller ve vizyonlarla tek parti güçlü iktidarına destek olmuş.
Tek istisna genel seçim 7 haziran 2015 seçimi ki o seçim günü ay kovada olup neptünle açısızdı. Bildiğiniz gibi tek parti iktidarı o seçimde çıkmadı.
16 nisan referandum gününe gelirsek, sabah 8 de yükselen ikizler burcuyla, onun yöneticisi ters dönmüş merkürümüzle ülke olarak tam bir kararsızlık ve iki eşit parçaya bölünmüşlükle başlayacak seçim, akşam 5 'de yine ters merkürün yönettiği diğer burç olan yükselen başak burcunun vaad ettiği dört dörtlük krizle sona erecek gibi duruyor.
Akşam sandık kapanış haritasının yükseleninde ki 1 derece başak kuzey düğümü ve koçta ki güneş üranüs kavuşumu, liderliğin sürpriz bir erken genel seçim kararı alabileceğine işaret ediyor.
Seçim günü ay neptün karesiyle başlıyor, halkta bir hayal kırıklığı var, güne böyle başlayan yay burcunda ki ay şeçim sonunda rotası tam kilitlenmiş olarak önünde ki göklerin kader işaretçisi satürnle tam birleşmeye doğru yolculuğuna devam edecek.
Sert öğretmen satürn ise çoktan kararını vermiş, kendisine gelen ayı iyice bir kucaklamak için eğilmiş, retroda , acı dersler için her daim hazır.
Korkacak bir şey yok, ne ektiysek onu biçeceğiz, sevgi, şefkat ve merhamet ektiğimiz için uzun zamandır, sonuçta hayırlısı olacak.
hobimastroloji@blogspot.com
19 Mart 2017 Pazar
REFERANDUM 2
REFERANDUM ASTROLOJİSİ : NEPTÜN MÜ ÜRANÜS MÜ -2
İlk yazımızda ülke haritamızda geçmişimizi anlatan güney ay düğümünün balıkta olduğuna değinmiştim. Güney ay düğümü ister bireysel doğum haritamız olsun ister mundane dediğimiz ülkemizin ki gibi dünyasal bir astrolojik harita olsun kanıksanmış artık otomatikleşmiş dürtüsel davranış kalıplarını niteler. Bir nevi astrolojik ay gibidir. Hani birinde neysek yüzbirinde de aynıyızdır ya o denli kalıplaşmış dürtüleri ve geçmişin bakiyesini anlatır.
Biz hayatlarımızı yaşarken davranışlarımızın dürtülerimizin en güçlü temeli fonksiyon olarak kişisel ayımıza benzeyen güney ay düğümümüz ve varsa etrafında ona yakın yerleşimi olan planetlerdir. Onlar cepteki gibidirler. Önce onlarla yaşamı algılarız, kendimizi ne kadar geliştirebilirsek farkındalığımızı ne kadar artırabilirsek ancak ondan sonra güney ay düğümümüzün tam karşısında olan kuzey ay düğümü noktasına bir yolculuğu başlatabiliriz en azından öyle bir nokta olduğunun ayrımına varabiliriz.
Kuzey ay düğümünün olduğunu anlayabilmek için öncelikle kafamızı kaldırıp karşıya bakmamız gerekiyor. Kuzey ay düğümü noktası güneş gibidir. Biz insanlar yaşamda ağırlıkla ayımız gibi yaşarız. Yılmazer hocamın dediği gibi çoğu insan güneşini hiç hissetmez bile. O kadar ki dürtüsel ay gibi yaşayıp bu dünyadan göçeriz, Doğu felsefesinin o ünlü " kendini gerçekleştir, kendin ol " mottosu bir nevi güneşin ol, kuzey ay düğümü yönünü bul en azından oraya yönel demektir. Maalesef deneyim Hac yolculuğuna çıkan karıncanın meseli gibidir. Hiç değilse " yol "dayım diyebilmemiz gerekirken çoğu hayat benzer döngülerde tekrarlanır durur.
Bu arada Lao Tzu amcamız " yol "a hiç isim vermeye yanaşmaz, çok sıkıştırılınca şöyle der: " siz ille de ona bir isim vermemi istiyorsunuz, peki ona Tao diyeyim. Ama siz ona Tao dedikçe Tao, Tao olmaz "İşte böyle az konuşan ustalar yaşamış doğuda. Zor dostum farkındalık hele geveze bir zihinle.
Bizim ülke haritamızda bu kadar önem içeren güney ay düğümü noktamız balık burcunda yine aynı burçtaki tepe noktamıza yakın konumda ve üstüne üstlük üranüs planetiyle görüşüyor. Çok uzaklardan yolculuğuna başlayan kadim sınırsız bir imparatorluğun varisi olarak doğdu cumhuriyet. Üranüs etkisiyle hiç beklenmedik bir şekilde sürpriz bir devrimle dünyaya geldi.
Ve bugünlere dönersek. Astrolojik anlayış bir kere kavranabilirse insana etrafını ve yaşamı tanıma konusunda öyle ufuklar açabiliyor ki ben her seferinde büyülenip şaşkınlığa düşüyorum. Kusursuz bir düzen tıkır tıkır işleyip duruyor. Bugün ülkemizin en güçlü politik lideri ,doğum haritasında balık burcunda bu değinip durduğum noktalarla kavuşan güneş, merkür ve venüs olmak üzere üç planeti bulunan Cumhurbaşkanı. Yani politik başarı hiç bir zaman rastlantı olmadı bu da astrolojik izi sürülebilen kadersel bir süreç.
Ve yine bugün 2011'den bu yana balık burcunda yolculuk yapan balık burcu yöneticisi güçlü transit Neptün gelmiş gelmiş o ülke haritasının tepesinde ki ani sürprizci ilerici Üranüsle tam kavuşmuş durumda. Neptün'ün çok gizlici olduğunu etkisini hiç farkettirmeden ortaya koyduğunu, sis bulutu içerdiğini, ülkeye bela olan fetö terör örgütü gibi içeriği tam belirlenemeyen yapıları da işaret ettiğini belirtmeliyim.
Ve önümüzde merkürün ters olduğu bir günde yapılacak referandum. Devam edeceğiz.
hobimastroloji@blogspot.com
18 Mart 2017 Cumartesi
REFERANDUM 1
REFERANDUM ASTROLOJİSİ : NEPTÜN MÜ ÜRANÜS MÜ -1
" Oval ofiste oturuyorum danışmanlarım üzerinde çalışılmış referandum gününü önüme getiriyorlar. Tarihe bakıyorum ya yapmayın diyorum, astroloji bakanlığına danıştınız mı, bilmiyor musunuz o tarihte merkür ters, referandum mu olurmuş canım, daha iyi bir tarih getirin bana, çalışın biraz diye kafalarına kağıtları fırlatıyorum."
Neptün buna benzer işte, sınırsız hayal gücü. Astroloji ile ilgisi olmayanların adını bile yeni duydukları bu planetin bir çok yıldır ülke atmosferini çok yoğun etkilediğini kayda geçirelim önce. Kayda geçirelim çünkü söz uçar, yazı kalır,su ise yalnızca kıpırdar durur. Kıpır kıpır kıpırdar. Biz de ülke olarak yıllardır kıpırdayıp duruyoruz.
Sudur ülkemiz.Atamız kulağımıza adımızı 29 ekim 1923 akşamı üflemiş. Yükselenimiz yengeç akrep burcuyuz. Hem de ne akrep, güneş akrebin yanında venüs jüpiter gibi iki iyicil planette akrep burcuna yerleşmiştir. Burası önemlidir çünkü en başta, o kutlu doğum akşamında, ülke haritasında kavuşan o iki iyicilden venüs olanı muhalefeti, Jüpiter olanı iktidarı simgeler. Yani herşeyin başında tüm zorluklara, eksikliklere rağmen "birlik" içindeydik o akşam.
Herşey önce dışardan görülüp tanınmaya çalışılır.Astrolojide biz buna yükselen diyoruz.Birileri o doğum akşamı dışardan bize baktığında ülkemizi dışardan yükselen yengeç olarak görüyordu. Plüton'da yengeç burcundaydı. Daha savaştan o sonsuz yaşam ölüm girdabından yeni çıkmış bir halk. Kadınların bebek yerine mermi taşıdığı tepeler.Onbeş yaşlıların cepheye gittiği bir savaş alanı.Zordur Plüton'un dersleri.
Bir de astrolojik aksların yükselen gibi değerli olan bir diğeri vardır. Haritanın tepesi diyoruz biz ona. O doğum günü akşamı tepemiz balık burcuydu. Atanızı nasıl bilirdiniz? Sevgili, merhametli ve şefkatli. Yurtta sulh cihanda sulh diyen bir adam. Öldüğünde geriye şahsi yüz dolar bile bırakmamış bir adam. Ama bir ülke bırakmış. Kendisi gelmiş geçmiş. Ama halen yaşar durumda, of bu ne kadar güçlü bir balık dersi. Hiç olmak ama hep olmak.
Gökyüzü ya da astrolojik harita öncelikle nesneldir. Çıplak göz prensibiyle çalışır. Krala çıplak demenin erdemi de buradadır. Gördüğünüz hele apaçık görülmüşse artık bilinir olur. O akşam ülke doğum haritasının tepesinde, tam da tepenin ucunda üranüs çok açık ve netti. Beklenmeyeni getiren yıldızdı o. Parça pincik işgal edilmiş bir ülkeden bir cumhuriyet inşa oluyordu. Devrimciydi üranüs yüzlerce yıllık köhnemiş hasta bir varlıktan zorlu bir doğumla bir cumhuriyet bebeği dünyaya gelmişti ve 29 ekim akşamı Ata'sı kulağına adını okudu.
Kuzey ve güney ay düğümleri astrolojik haritada dikkat çekici işaretler verirler. Geçmişimiz, güney ay düğümümüz balıktaydı, buralara, Anadolu'ya çok uzak diyarlardan gelmiştik, dünya kadar eskiydi geçmişimiz, uçsuz bucaksız bir imparatorluk varisiydik, sınırsız yayılmıştık ve balık burcu yöneticisi neptün aslandaydı, otokrat bir geçmişimiz vardı.
Geleceğimiz, yönümüz, kuzey ay düğümümüz başaktaydı. Zodyakta hayvan ve insan olmayan ilk burç, hasadı toplayan, ürünü veren, hizmet eden başak burcu. Cumhuriyetle birlikte artık yönümüz çalışan, araştıran, insanlığa hizmet veren başak burcuydu, kılıç tutan ,tüfek tutan eller kalem tutacak, okuyacak, yazacak, uygarlık öncüsü, uygarlık hizmetçisi olacaktı. O yüzden Ata eline tebeşiri aldı kara tahta başına geçti, yeni alfabeyi tek tek öğretmeyi başladı.
Tepede üranüs vardı diyorduk ya, o kova burcunun yıldızıdır, ilerici, değişimci, devrimcidir, çok hızlıdır, mesafeleri hızla kapatır, düşünceye, zihinlere çağ atlatır.
O akşam 29 ekim 1923 yılında Ankara'nın gökyüzü en azından biz herşeyi yeni öğrenenler için başlangıç olarak bu kadar öyküyü bize bir nefeste anlattırıyordu.
Soluklanalım referanduma kadar devam edeceğiz.
hobimastroloji@blogspot.com
16 Mart 2017 Perşembe
KOÇ ZAMANI
TÜM BURÇLAR İÇİN KOÇ ZAMANI
En son nerde kalmıştık, son da, balıkta. Bir deryada kaybolmuştuk, yolculuk bitmişti, bir döngü daha tamamlanmıştı. Çözülme, erime, çürüme. Yok oluş, izinizi bile bulamazlar, baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.
Ama her zaman yeniden başlar.
'Show must go on' baylar,bayanlar, şov devam etmeli. Şov da şimdi yeni bir sahne başlıyor, yaşam elinde ki en benzersiz en mükemmel en canlı enerjiyi boca etmeye hazır, geliyor, koç zamanı.
O birinci burç, kozmos burçları sıraya dizmeye çalışırken, o haşarı bir şekilde ileri atılmış olmalı, istekli ve cesur, ben birinci olmak istiyorum demiş olmalı, diğer burçlar birbirlerine baktılar ve anlayışla karşıladılar.Hiç biri birinci olmayı onun kadar istememişti ve içinden geçirenler de onun kadar cesur değildi.
O cesur ,arzulu ve göz alıcı. Yalnızca aslanı yöneten güneş yine yalnızca koç burcunda yücelir, Koç ve aslan her zaman doğal müttefik olmuşlardır. Hayat veren güneş koça sonsuz enerji bağışlar.
Mitolojik öyküsü boldur koçun ve yöneticisi marsın; mücadele ve kahramanlık içerir.Modern çağda çekilen Truva filminde Brad Pitt'in canlandırdığı Achilleus gibi buluyorum ben onu. İlle maraza çıkarır, en azından bir şeylere çarpar, bir şeyler kırılır dökülür, bir de kafayı muhakkak çarpar, bu kadar mı kaza eğilimi olur.
Koç burcu yöneticisi olan marsın venüsle beraberliğinden beş çocuk dünyaya gelir. İsimlerine bir bakın: eros-tutku,anteros-istenmeyen,karşılıksız tutku,phobus-panik,deimus-terör. İsimlere bir bakın ve dünyaya bir bakın, nasıl dünyamız yeterince marsiyen mi? Yeterince 'koç' muyuz? Eksikliğini hissediyorsanız bolca gönderelim marsı.
En basit mars eylemlerinden biri kaza kurşunudur.Ortada bir silah vardır, yanlışlıkla ateşlenir, kardeş kardeşi, oğul babayı vurur, Havaya ateş açılır,bir bebek arabasında vurulur.Anlaşılması gereken şu: bu kök öyle derin ve kuvvetli bir kök ki, ilk aileden beri karşımızda; kabile habili öldürten kökten bahsediyoruz. Bu kök hiç sulanmamalı, bir damla su bile şiddet tarlalarından esirgenmeli. Oysa dünyaya bakın; tüm sistem,rekabet,çatışma,kutuplaşma, savaş,silah ve şiddet üzerine kurulmuştur.
Güneş doğudan yükseldiği için varoluşun tüm sırları önce doğuda çözülmeye başlanmış.Siyah ve beyaz arasında aslında bir fark yoktur,ille bir fark arıyorsanız ton farkı vardır. Yin içinde yan'ı barındırır, yan içinde yin'i. Marsın bile içinde bizi şaşırtacak bir şey barındırdığını venüsle ilişkisinden doğan beşinci çocuktan öğreniyoruz. Harmonia, o bir güzeller güzeli ve zarif,yumuşacık.Babası mars ve büyük kardeşlerini yukarda sıraladık. İşte insanoğlunun devamlı sulaması gereken kök; sevgi,merhamet ,şefkat harmonisi.
Koç burcu 2011'den bu yana üranüsü ağırlıyor. Üranüs 2018 yılında boğa burcuna geçecek.Üranüs geride bıraktığımız bu yıllarda koç insanlarına şimşek gibi beklenmedik anlarda çarpan farkındalıklar,güçlü umutlar, bencil isyanlar verdi.Halkların ise düzenleri bozuldu, yığınlar yaşamda kalma savaşı verdiler, göç ettiler.
Zamanı kontrol eden güçlü oyun kurucu planet Satürn'de yay burcundaki yolculuğuna 21 aralık 2017'de son verip güneşle beraber oğlak burcuna geçecek.Şanına uygun bir geçiş, yeniden yapılanmaya hazır olalım.
2017 yılı koç burcu geçişinin etkilerine Satürn konumlarıyla beraber yükselen burçlara göre değinirsek:
YÜKSELEN KOÇA GÖRE 2017 BAHARI
Güç sizde,bu bahar sizin baharınız, ne diliyorsanız onu gerçekleştirebilirsiniz,önce kendinizden başlıyorsunuz, spora ve diyete merhaba.Yeni olana kendinizi açın, cesaretle deneyin, dünyaya bu yüzden gelmiştik.2018'de kendinizi toplum önünde test edeceğiniz önemli yıllarınız başlıyor kalan aylarda kendinizi şöyle bir elden geçirin.
YÜKSELEN BOĞAYA GÖRE 2017 BAHARI
Ani bir aydınlanma bahar ile birlikte geliyor, bir anda anlıyorsunuz, seziyorsunuz artık gerçekler apaçık.Anlayış bilmekten çok daha değerlidir.Bu bahar rüyalarınız size işaretler sunacak. Sizi yeni başlangıçlarla yoran tehlikeli zorlu yıllar bu sene sonunda bitiyor 2018 sizi uzmanlaştıracak kalifiye hale getirecek yılları başlatacak.
YÜKSELEN İKİZLERE GÖRE 2017 BAHARI
Bu bahar kralın hediyesine layık görüldünüz. Dostlarınızla beraber kutlayacağınız umutlu enerjiler sizin adrese teslim.Uluslararası bağlantılara hazır olun.Bu sene sonunda evlilik ortaklık evinizdeki zorlu yıldızdan kurtuluyorsunuz. 2018 size kurumsal bazlı büyümeler getirecek.
YÜKSELEN YENGECE GÖRE 2017 BAHARI
En yukarıdasınız, kariyerinizle göz dolduruyorsunuz, toplumsal önderlik vakti, kalıcı eserler bırakabilirsiniz. Bu bahar kendinize tırmanılacak yeni zirveler buluyorsunuz.Günlük hayatın rutin alıştığınız temposu 2018 yılıyla beraber ortadan kalkıyor. Yeni ortaklık ve girişimler gündeme geliyor.
YÜKSELEN ASLANA GÖRE 2017 BAHARI
Kitabevine uğramanın tam zamanı,okuyarak, görerek, yaşayarak bilge kral ya da kraliçe olabilirsiniz. Kitapları alalım,tatili planlayalım. Sizi güneş yönetiyor, kadim bilgelik astroloji tam da size göre, başlayın eğitime.Bu sene sonunda aşk evinizdeki ciddi sıkıcı planetden de kurtuluyorsunuz gözünüz aydın olsun.
YÜKSELEN BAŞAĞA GÖRE 2017 BAHARI
Bu bahar rutin bozulacak, kralın emri bu, hem biraz tehlike biraz gerilim biraz kalp çarpıntısı her bünyeye gerekli, yeni başlangıçlar pencereden girecek. Vergiler,taksitler, hisseli işler özel özen hakediyor.Yuvanızda ki evinizde ki zorlayıcı şartlar bu sene sonunda ortadan kalkacak.
YÜKSELEN TERAZİYE GÖRE 2017 BAHARI
Size ta karşıdan görmeye gelenler var, elçiye zeval olmaz, müzakereler, görüşmeler,ortaklıklar tam size göre bu bahar.Boşanmalara takılmayın siz her zaman evlilikle ilgilisiniz ve tam zamanı.Yakın çevreye yoğunlaşan zorlu yıllar bu sene sonunda bitiyor. Yeni yılla birlikte yuvanızı yaşadığınız evi yeniden yaratacaksınız.
YÜKSELEN AKREPE GÖRE 2017 BAHARI
Bu baharın işkoliği sizi sectik,Günlük iş rutininizde gözle görülür bir artış olacak.Yeni işyerine taşınabilirsiniz.Finans durumunuzdaki zorluklar bu sene sonu itibarıyla ortadan kalkacak.
YÜKSELEN YAYA GÖRE 2017 BAHARI
İşte beklediğiniz aşk bu bahar kapınızda. Burcunuzda ki Satürn kaç yıldır sizi yoruyor bu yılın sonuna dek kullanmak üzere bu bahar ve önümüzdeki yaz güneşi minnetle vücudunuza depolayın. Bu sene sonuna dek kalan zamanı yarışın son düzlüğü olarak kabul edin ve yarışı başarıyla bitirin.
YÜKSELEN OĞLAĞA GÖRE 2017 BAHARI
Yaşadığınız eve, yuvanıza bir el atmanın zamanı geldi. Kafanızdaki değişiklikleri hemen uygulamaya sokun .Unutmayın tebdil-i mekanda hayırlar vardır.İç dünyanızdaki melankoli bu sene sonunda yerini güçlü sorumluluklara bırakacak.
YÜKSELEN KOVAYA GÖRE 2017 BAHARI
Bu bahar yakın çevrenize ve kardeşlerinize yoğunlaşacaksınız. Uzaklardaki kardeşiniz yakınınıza taşınabilir. Sık sık kısa yolculuklara çıkabilirsiniz.Sene sonuna dek mesleki beklentilerinizi ve umutlarınızı en yüksek seviyede tutarak arkadaş çevrenizle grup faaliyetlerinde bulunun.
YÜKSELEN BALIĞA GÖRE 2017 BAHARI
Evet maddi anlamda kış uykusundan uyanma zamanı. Finansal operasyonlara başlayabilirsiniz ve ya yeni pozisyon alabilirsiniz.Bu sene sonuna dek tamamlayacağınız mesleki dönüşümün meyvelerini gelecek seneden sonra toplayacaksınız.
hobimastroloji@blogspot.com
20 Şubat 2017 Pazartesi
2017 ZOR YIL
2017 ÜLKEMİZİN EN ZORLU YILI MI ?
Astrolojik öngörü sistemlerinden solar ark yine bir çok astrolojik teknik gibi güneşi odağa koyar. Güneş dışında ki tüm planetlerin bir solar ark yılı için tam günde güneşin ilerlediği derece farkı kadar ilerletilmeleri esasına dayanır. Bu da yaklaşık olarak bir derece eşittir bir yıldır.
İçinde bulunduğumuz 2017 yılı şubat ayında ülkemiz solar ark haritasına baktığımızda natal satürn ve merkür kavuşumunun oğlak burcunun 29 son derecesinin hemen başında olduğunu gözleyebiliyoruz.
Yani yaklaşık bir yıl sonra ki solar ark haritasında natal satürn merkür kavuşumumuz burç değiştirip 0 derece kova ile yeni bir 30 yıllık döngüye başlayacaklar.
Solar ark haritaları anlamlandırırken bu haritalarda ki planetlerin natal haritada ki konumlarına ve oluşturduğu açılara dikkat kesiliyoruz.
Ülkemizin yükselen burcu yengeç ve tam karşısında ki yedinci ev dediğimiz açık düşmanlık evinde de oğlak burcu oturmuş durumda. Burayı geçmiş tarihsel süreçlerden de izini sürebileceğimiz devlet bazında güçlü düşmanlar ve yapılar olarak okuyabiliriz.
Astrolojiseverler olarak uzun süredir ülkemizin karşı karşıya kaldığı saldırıların farkındayız ve yakın zaman tahmini olarak transit satürnün yönetici olduğu oğlak burcuna geçmesiyle durumun boyutunun ne şekil alacağı konusuyla meşgulüz.
Bu haritada solar ark 29 derece oğlak satürn merkür kavuşumu bize ülkemizin yaklaşık olarak 30 yıldır zaten bir tür açık düşmanlıkla, dış devlet hasımlığıyla ateş altında tutulduğu hissini veriyor. Yani 30 yıldır derece derece biz ülkemize saldırının çeşitli boyutlarını gördük. Şu anda planetlerin oğlak burcunun son derecesinde olmasının anlamı da bu tür bir düşmanlığın zirve yaptığı yılları yaşamamız. Planet ilgili burcu bitirmeden önce son zamanları olduğunu bilir iyice bir yüklenir son anlarda. Bu da ister istemez yaşadığımız yılların ülkemiz için önemli kritik yıllar olduğunu göstermekte. 2018 yılının başlarına kadar özellikle farkındalığımızı bu konuda geliştirmekte fayda görüyorum.
Harita da satürnü yorumladığımızda bu dış devlet düşmanlığının komşu ülkeler dışında deniz aşırı uzak ülkeleri de içerdiğini görüyoruz. Bu hasımlıklar natal satürn merkür kavuşumunun dördüncü evde olmasının gösterdiği gibi köklerimizde tam bir birliği sağlayamamamızdan, geçmişimizi bütünlük içinde bugüne taşıyamamamızdan faydalanmakta. Yine ülkemizin başak burcunda olan kuzeydüğümünü de yöneten terazi merkürünün de işaret ettiği gibi ilacımız tam bir empatik birlik beraberlik ve güçlü, ferah, adil bir el sıkışma. Bu uzlaşma bizim tüm saldırıları aşmamızı sağlayacaktır.
19 Şubat 2017 Pazar
BALIK SATÜRNÜ
BALIK SATÜRNÜ
Öncelikle en başta aşağıdaki giriş var,
Lafa bakar mısınız : başta aşağıdaki giriş,
Hoppala,
Yani yazının bu ilk paragrafları aşağıdaki paragraflardan sonra yazıldı,
Ne oluyor ya burada,
Başı sonu giderek karışıyor yazının,
Yoksa balık burcuna mı geçti güneş ayın 17'si değil mi daha kovada değil miyiz,
Oysa plan bu değildi,
Normalde o burcun satürn yazısını güneş o burçtayken yazarım,
Şu an haritasına baktım,
İnanmıyorum güneş 29 derece kova,
Ya daha ayın 17'si ,ne oluyoruz,
Balık bu kadar güçlü ve sabırsız mı geliyor,
Ben daha ayın 21'ine kadar kovada giriş yazarım sanıyordum,
Su gibi akıp gitmiş ya zaman,
Seller gibi geliyor balık,
Şimdi kavradım,
Balık satürnü ile ilgili bir yazıya balık zamanın da başlanamaz ki,
Suya yazı yazılır mı,
Kendiliğinden gerçekleşti ama iyi olmuş,
Anlamadan balık satürnü yazısının çıpasını kova burcuna atmışım,
Balık etrafında bulunabilecek eldeki en sert zemin kova düşünebiliyor musunuz,
Yani balık o kadar sular, seller,
Kusursuz fırtınayı da mı seyretmediniz,
Şu an I want to break free çalıyor,
"Kurtulmak istiyorum" diyenler var hiç mi duymadınız,
Bu arada ben drakonik haritamda satürn balığım,
Balığı bir de benden dinleyin canım ne olacak,
Paragraf olmadığına şaşırmayın,
Yazı böyle istiyor kendini,
Şiir gibi,
İşinize gelirse,
Bu balık ya,
Suya ev temeli atabilir misiniz,
Denize güvenebilir misiniz,
Ya deniz gibi olanlara,
Affedersiniz ama Tevfik Fikret'ten daha iyi mi bileceksiniz,
O bir balık Jüpiteri,
Öyleyse daha önce yazılan girişe bir bakalım:
"İrdelenmemiş hayat boşa geçmiştir demiş Sokrates,
1989'da 22 yaşında doktor oldum,
1990 'da yine bir Şubat günü Niğde Bor sağlık ocağında çalışmaya başladım,
Meslekte 28 yıl içindeyim,
4 çarpı 7 yıl,
Astrolojide 7 yıllık döngüleri önemseriz de,
Yani beşinci 7 yıl başındayım meslekte,
Yol da,
İş bu kadar mı önemliydi?
Önemliydi,
Küçük tatiller dışında yol akıp gittiği için şükür bir kesinti olmadan,
Tüm bu yıllar boyunca milyon aileyle yolda karşılaştık sanıyorum,
Yol beni güzelce çalıştırdı bundan bir şey anlamış olmalıyım,
Neyi anladım?
Istırabı,
En başta çokça arzu doluydum ıstırap azdı,
Sonra çalışırken ıstırabı gözlemledim bolca,
Önceleri onları ayrı sandım,
Arzu ve ıstırap sanki iki farklı durum,
Bu son 7' yi bitirirken iyice anladım,
İkisi bir bütün; arzu ve ıstırabın,
Aynılarmış,
İki yok aslında hepsi bir,
Ve bizim usta Osho'nun elimde ki son kitabını bitirirken iyice uyandım,
Bir de yok,
Hiç,
Vallahi arkadaşlar, hiç,
Hiç var yalnız ya da boşluk,
Tüm kozmos ya da tüm enerji, tüm cevher orada : boşluk,
Bu kadarını anlayabilmem için, o kadar çalışmam gerekiyormuş,
Onca gözlemlemem,
Nato mermer nato kafa işte,
Bakın farklı yollar olduğunu da duyardım önceleri,
Hepimiz farklı yoldayız demeyeceğim yok,
Hepimiz aynıyız,
Hepimiz aynı yoldayız,
Hepimiz bir bütünüz,
Her birimiz kendi dışında dünyada kalan her şey,
Öyle kökten beraberiz,
Arzuyu ya da ıstırabı, farkı yaratan küçük zihinlerimiz,
Küçük hesaplarımız, benlerimiz,
Ama evren bizden birazcık büyük maalesef,
Biz süreklilik ararız,
Yaşam süreksizdir,
Yaşam geçicidir,
Yani yukarıda ki zaman hesabını,
Minik zihnim yumurtladı,
Aslında hepsi bir hiçti,
Ve bir hiç için olacak,
Yarından sonra yaşanacak onbinlerce şey,
Hiç
Ne güzel ama"
Evet balık satürnü yazısının ilk gelen parçası bu oldu,
Balık burcuna dakikalar kala oniki ev merkürüm bir muhasebe istemiş benden,
Sebep?
Cevap basit : döngünün sonu geliyor,
Onikinci burç geliyor ,son burç, döngü artık bitti, fine, son,
Yıllar geçti ama çocukluk zamanını hatırlıyorum ies körting televizyonun içine düşerdik resmen,
Sonra program biter, İstiklal marşımız da okunur o da biter,
Birden ekran çözünür, gri noktacıklarla anlardık ki yayın bitmiştir,
Haydi yatağa, uykuya, rüyaya ,küçük ölüme,
Bu balık,
Döngü bitti, çözünün, mavi rüyalar,
Lütfen şu mükemmel hiçliğe bakar mısınız,
Yaşamın en başında en başta milyarlarca yıl önce mavi algler varmış,
Öylesine bir ihtimalle mavi alglerle yaşam başlamış diyor nesnel bilgilerimiz,
Sonra zamanı yaratmışız : müthiş bir hikaye,
Ve sonra tüm döngülerin sonunda elde kalan bir kaç damlacık mı olacak yani,
Evet yaşam ölümdür, baş sondur, ve en son hiç gelir, en başta da her şey hiçten gelir,
Şimdi gördüm bağıntıyı ,natal haritamda satürn koçta ama drakonik natal haritam da satürn balıkta,
İroniye bakın, başta ve sonda,
Ve kendime itirafım drakonik satürnüm baskın çıkıyor hep,
Drakonik ; kelime anlamı: Ejderha'ya ait.
Ne bu ya şimdi, Ejderha nerde.
Anlamaya çalışalım : benim değil denmek istiyor yani,
Benim değil Ejderha'ya ait,
Bob Dylan'ın dediği gibi I'm not there: ben orda yoktum,
E o zaman Ejderha'ya ait olan tüm hayatımı düzenliyorsa ben ne oluyorum?
Kurban,
Evet kurban balık sembolüdür,
O karar vermedi, çünkü Ejderha'ya aitti, kozmosa, Tao 'ya, Yol'a aitti.
Şimdi balık güneşi kandırıldım derse empati yapabilirsiniz,
Kendine ait değildi ki, akıştaydı, Ejderha'daydı, kaderindeydi.
Ve hemen onu tek bırakıp yargılamayın,
Hepimiz Ejderha'dayız.
İnanamıyorum size ne kadar çok şeye inanıyorsunuz,
Kelimelere inanıyorsunuz hatta söze inanıyorsunuz,
Düşünceye inanıyorsunuz,
En çok kızıma takılmayı seviyorum böyle, o kayaya, dağa ,taşa ya da söze tüm bu "somut şeylere" inanıyor,
Bense Ejderhanıza inanıyorum,
Bu hastalığa inanırsanız hastalığınızı yaratabilirsiniz anlamına geliyor,
Odağınız karanlıksa güneşi hiç görmezsiniz bile,
Ama odağınız güneşse,
Karanlığın aslında hiç olmadığını kavrarsınız ,
Bu yazı herhalde tüm kurallarımı ve sınırlarımı dağıtan bir yazı olacak,
Nerelere dallanıp budaklanacak daha,
Evet işte balık zamanı geldi, sınır yok maalesef,
Balık 'biri beni durdursun artık ' der gibidir,
Ama ne mümkün,
Sonsuz bir akıştayız, herşeyi içimize katıp eritiyoruz, küçük nehir kolları giderek birbirlerine bağlanıp akışta büyüyorlar,
Sular sellere dönüşüp okyanusa kavuşuyorlar,
İşte yaşam ırmağı: Jiddu Krishnamurti'ye selam olsun hep çağlıyor yaşam ırmağı,
O süreksiz, biz süreliyiz,
Ölümsüz mü olmak istiyorsun : hiç olacaksın,
Okyanusta bir dalga olarak bileceğiz seni, ışıkta bir hüzme, mum alevinde bir an.
Satürnü hangi burçta yazarsam yazayım ona methiyeler düzdüm, kontrol hep ondaydı sorumlulukları veriyordu ve biz ödevimizi yapmak zorundaydık, ama balıkta satürnde kifayetsiz kalıyor , o yüzden iyilik yapıp denize atıyoruz, balık kesin bilmeyecek ama Halik bilendir.
Balıkta satürn en iyi şartlarda okyanusta petrol platformu olur gözüyle bakıyoruz ya aslında fazlası gerçekleşti : on binlerce yıllardır insan hayatına hükmeden inanç sistemleri suya yazılan yazılardı ama hep yaşadılar, var oldular.
En hissi en özel en derin en sübjektif alanda yanılmanın, bağımlılığın ve çözünüp esrimenin boyutu da devasa boyutlarda olur.
Okyanusta plastik şişe ; işte benim balık satürn semboliğim.
Plastik şişeyi insan yarattı ama okyanus nedense plastiği yaratan insanı hiç kaale almadı.
hobimastroloji@blogspot.com
29 Ocak 2017 Pazar
SATÜRN KOVADA
SATÜRN KOVADA
Evet Zodyak'ta bir planet vardır ki, tüm planetler içinde bir planet, tüm arketipler içinde bir arketip: Tanrıların Astral kuşağında herhangi bir noktacıkla ilgili ufak bir mesel anlatacak olsak bile, titizlikle o planete saygılarımızı bildirerek başlamalıyız ,eski Yunan'da öykülerini anlatan şairler gibi, gazabından korunmak için dua etmeli, bağışta bulunmalıyız: o Satürn'dür. Ona selam olsun.
Ulu manitu, Satürn Kova eşleşmesini buyurmuşsun: ama içimden Satürn'ün Kovaya sahip olması demek geliyor, inancım şudur ki , tüm buralar, gözle gördüğümüz gerçeklik, ay altı alemin tüm ışığı dahil, yengecin Ay'ı ve Aslan'ın Güneş'i , yani ışıklar tamamen onun ,Satürn'ün kontrolündedir, diyemesem de ,diyebileceğimden fazlasıdır o.
Ay ve Güneş affetsinler beni ; kral ve kraliçe, ışıklarımız; kaderi yazanı ve kontrol edeni ,sınırlayanı, göz ardı edemeyeceğim, o kötü baktığında taç giyen bir çok kralın hevesi kursağında kaldı, taçları başlarında ezildi, bir çok anne kucağında morarmış bebeğine sütünü veremedi, SATÜRN 'dü o kötü bakıyordu. Zamanın insan aklınca unutulup gittiği sanılan derin labirentinde bir yerlerde işlenen bir suçun ,bir hatanın , bir hesabın silinmez bir kaydıydı aslında bu, dikkat ve özenle tutulan ,bir terazinin hassasiyetle tarttığı.
Şimdi Manilius'u saygıyla anan bu girişimizden sonra, çağımızda Satürn 'ün algısıyla devam edelim.Stephen Arroyo Satürn 'ün mottosunu iki kefeli bir terazi gibi vurguluyor " ne kadar çaba o kadar lütuf".
Satürn Terazi'de yücelir, tüm kainat bir dengede durur, denge hep vardır, var olan fiziksel kurallar bütününü bizler zamanla anlamaya çalışırız. Buna ilerleme deriz. Hayır, hayır, hemen Satürn kovaya gelmeyelim.
Zodyağın ilk altı burcu fazlasıyla benlikle ilgilidir, sonra gerçek oyun başlar, Satürn'ün yüceldiği teraziyle ,karşıdakiyle baş başa kalırız, etki tepki sarmalıyla sosyalleşiriz. Burası Satürn 'ün en nazik halidir. Daha ilerde, onuncu evde ,tam tepede , gerçekler kristalleşir , Satürn'ün ilk yöneticilik yaptığı burç gelir : Oğlak.
Oğlak bir klasiktir, dünya bir klasiktir, klasikleşmiş herşey bir saat gibi tıkır tıkır işler, saat zamandır, zamansa Satürn'dür.Oğlak 'ta Satürn toprak elementini yoğurur, yapı, form, temel ve kural için ne eşsiz bir ortam. Oğlak ,zirvedir. Zirveler sessizdir, ıssızdır, zordur, soğuktur,uçurumlar içerir ; devletler gibi. "Ya devlet başa ya kuzgun leşe", klasik bir ülkücü slogandır, bugün o partinin başında Oğlak burcu bir başkan var adı da Devlet, ah semboller.
Oğlak yaşlıdır, dünyamız yaşlıdır, tecrübe yaşla gelir, zamanla sınarız ve sınanırız, zaman Satürn'dür.
Yine Arroyo Oğlağın öncü niteliğini merkezden dışarıya doğru yayılan enerji olarak tarifliyor. Oğlakta merkezden çıkıp dışarı hareket eden bu enerjinin yönü geçmişe doğrudur, geleneklere ve tarihe düşkündür Oğlak. Öyleyse insanoğlunun mağaradan ,taştan, ciladan ,demirden ,çelikten, uçaktan gökdelene kadar tüm öyküsü, bir Satürn oğlak kronolijisidir. Sıkıldınız biliyorum çünkü sıkıcıdır Oğlak Satürnü ,tüm tarih, kurallar, sınırlar, oğlakta yücelen marsla birlikte tüm bu taktik savaşlar, tüfekle silahla yazılmış bir dünya tarihi,bilim ve tekniğin gelişmesi, acının ,zorluğun tekrarı tekrarı tekrarı , tüm dünyanın acımasızca tekrarı ,of ,evet, bir isyan gerekiyordu : ve Satürn Kova'yı da yönetti.
Hayır, hemen Satürn kovaya gelmeyelim ,bir daha düşünelim.
En baştan tekrar gelelim: zaten Satürn 'ün tüm işleri böyle mükemmelce gerçekleştirilmeli, kurallara harfiyen uyulmalı, tam bir titizlik gösterilmeli, yoksa bir gün hesap döner, sap döner, sonra mazallah hesap hatasını çarpıtan Volkswagen firması gibi oluruz: bu oyunda hiç bir hata pişkince geride bırakılamaz, anlamak zorundasınız, siz anlayana kadar çarkı felek döner durur, dünya döner, hatta hem yuvarlanıp hem döner: yani Rolling Stones, ah semboller.
Demek istediğim o ki ulu manitu: tüm bu döngüler, tüm bu sistem, tüm bu içiçe geçmiş halkalar sistemi, kozmos ,mikrosu ve makrosuyla en iyi Satürn'le anlaşılabilir, o kusursuz ve mükemmel olandır. Burda özellikle altını çizmek istediğim şu, biz bu oyunda bir anda düzey atlayamayız, bunlar ham hayaller olarak kalır, Satürn tam da bu olgunluktur, farkında olmalıyız ki, insanlığın tüm kültürel mirası ortak ve benzer sorumluluklar içerir, sorumluluklar , ne kadar sıkıcı değil mi,
Yunus 'un kırk yıl dergaha odun taşıması gibi ve o odunların hepsi düzgün ve dosdoğruydu, ah semboller.
Yani biz bu Astral oyunda , sırayı, sıra hukukunu, en baştan kabul etmeliyiz, zaten Satürn zodyakta terazi de yücelerek ilk kez kendini gösterir. Herakles her şeyin ateşle başladığını söyledi, koçla Zodyak başlar,tam zodyağın ortasında ,teraziyle ,yarımız diğer yarımızı aramaya çıkar bütünleşmek adına ve Satürn Oğlak yöneticiliğiyle epey bir zamanda yolculuk etmiş , ustalaşmış ve sıkılmış oluruz.
Sıra bu , bundan önce değil asla, Satürn kova tüm bu süreçler aşıldıktan sonra anlaşılabilir. Oğlak kovadan daha önceki burçtur ve toprak elementindedir. Somut soğuktur, en uzun gecedir, buzdur, donarız, yaşamda kalma sınavıdır, sınav sonucudur, uzmanlaşmaktır, insanlığa hizmet etmektir ve sonra sıkılırız.
Ve kova başlar.
Houlding'in Evler kitabında ki antik çağ yorumunu burda anmakta fayda görüyorum.Zodyakta Oğlağa lütfedilen 10. ev artık tamamlanmış bir evdir, artık zirve olunmuştur, tamamlanılmıştır, tek bir yön kalmıştır, aşağı doğru, 9'a doğru düşersiniz.11. ev daha ilerlemeye açık , daha iyi potansiyelli bir evdir ,yönü 10'a doğrudur ,zirveye doğru. 11. ev büyük iyicil Jüpiter 'in evidir ve Kral'ın hediyesini aldığımız evdir, Zodyakta 11. evin sahibi kovadır.
Şimdi bu oyunda ilerledik, temel ihtiyaçlarımızı da karşıladık, dünyanın bin türlü halini defalarca deneyimledik ,artık bu oyunun ileri sürümlerini merak ederiz, Oğlak Satürn'ü çelikleşmiş, amansız katı bir sınırdı ,artık bu sınırlardan sıkıldık, duvarları sınırları kaldırma zamanı ,işte kova geldi, sahnenin arkasında ne var, haydi duvarlara omuz atalım, bir de hava elementindeyiz ya sınırımız yok: uzaylı kardeşlerimizle iletişim kurmak için çabalama vakti.
Kova basitlik peşinde olan karmaşık bir burçtur, diyor Jacques A. Bertrand. Evet çünkü bu oyun karmaşık, bu dünya karmaşık, Evren karmaşık, ama hem sade hem karmaşık. Arroyo Kova için anahtar kavramın : tüm insanları ve kavramları tarafsızca kontrol etmek olduğunu, bu burçtaki bir planetin: bireyci özgürlük ve aşırılık niteliği taşıdığını bildiriyor. Evet Kova evrendeki diğer kardeşlerinin peşinden koşar, her türlü kalıplaşmış kuraldan sıkılır, cinsiyet ayrımını dert etmez, ilerici ve devrimcidir. Ay kova Lenin gibi.
Satürn kovada, sabit niteliğini de gösterir. Yine Arroyo sabit niteliği enerjinin içe , merkeze doğru yoğunlaşması olarak tarifliyor. Güçlüdür kova ,değişimci ve özgürlükler konusunda inatçıdır. Yoğunlaşır, insanlığa hendek atlattırır: aynen köleliği kaldırırken Abraham Lincoln gibi.
Biliyorum kova burcu her zaman daha zor anlaşılıyor, daha belirgin özellikler ortaya koyan Oğlakla aynı yöneticiyi paylaşması işleri iyice karıştırıyor, tam da burda yine Arroyo'nun şu yazdıklarını çok değerli buluyorum : kişi değişiklik ve çeşitlilik ihtiyacının yanı sıra kontrol sahibi olma dürtüsü hisseder ve bunun sonucunda düşüncelerini değiştirmeye direnç gösterir, kova sabit bir burçtur.
"Kova burcu yeni ve değişik olan herşeye karşı deneysel açıklık ile tek bir fikir veya tavıra son derece katı hatta fanatik derecede bağlı olmanın oldukça karışık bir karışımıdır." Nokta. Bu güçlü cümleninde sahibi olan Stephen Arroyo'nun astrodienstde doğum haritasını bulunca hiç şaşırmadım: ay kovada ve 11. evde, ah semboller.
Her filminde büründüğü yeni rolle sanki yeniden doğan Johnny Depp ve resmi sekiz nikahlı, ikisi aynı kişiyle, Elizabeth Taylor'da kova Satürn'ü örneklerimizden.
Satürn bulunduğu her burçta o burcun mükemmel yorumunu talep ediyor. Zodyağın tepesine yerleştirilen bu iki burç , Oğlak ve kova ve onların ortak yöneticisi zorlu öğretmen Satürn sayesinde muhtemeldir ki en zor sınavlar bu alanlarda gerçekleşmekte ve anlaşılan o ki öğrencilerin çoğu sapır sapır dökülmekte.
Hayattayız, yaşamaktayız, aslında dönüyoruz, döngülerle coşmaktayız, sayısız döngüden sonra, kova satürnüyle , tüm yapıya, hayata, şöyle sağlam, olanca gücümüzle esaslı bir omuz atıyoruz, yapıyı zorlamak için, oyunu esnetmek için, daha iyiyi bulmak için, arka planı görmek için, yıldızlara erişmek için, sonuç ne mi?
Onikinci burç, zodyağın son burcu: balık.
Dün akşam sahaya indim, esaslı bir kova vurgulu arkadaşımı içirdim, üçüncü kadehten sonra en fazla söylediği kelimeleri not aldım:
"bu böyle değil, bu böyle olamaz, böyle olmamalı"
28 Ocak 2017 Cumartesi
MARS KOÇ BURCUNDA
MARS KOÇ BURCUNDA
Bu yıl bahar erken başladı.
Zaman Koç burcuyla başlar. Zodyağın bu ilk burcunun yöneticisi "arıza" marstır. Yıl dediğimiz zaman aralıkları güneş koç burcuna gelince start alan maraton koşucuları gibidir. 12 ayda bir yıl maratonu tamamlanır.
2017 yılında bugün güneşten önce Mars Koç burcuna girdi. Bu erken bir bahar. Bu yılın baharının çok erken ve çok güçlü işaretçisi. Halen ortalık kar yığınlarıyla dolu iken bu Koç Marsı bir kardelen gibi. An haritasında hem kova yükseliyor hem kova yeniayı mevcut.
Zodyak başkaldırınca yükselen kova olur bize de beklenmeyeni beklemek düşer.
Zodyak başkaldırıyor bu yıl bir deprem yılı. Deprem ya ruhumuzda ya bedenimizde.
Yukardaki Mars'ın Koç burcuna giriş haritası. Astroloji programım hatırı sayılır bir şekilde direndi 0 derece marsı vermemek için ille 2 saniye eksiğiyle 29 58 balık marsını resmedecek. Ne demek istiyor acaba : balık biterken koç başlarken bu denli balığın sonunda ısrar, balık zaten son demek, ne demek bu sonun sonuna bunca dikkat çekmek.
Israr edip tamı tamamına Mars'ın koça giriş anına ulaşınca durum anlaşıldı. Yeniay 12. eve düşüyor. Bu alttan alta bir sonlanış haritası, bir balık gibi. Aklıma bu yılın ülke solar dönüş haritası geldi, yine balık yükseliyor ve şiron birinci evde. Acılı, sonsuz bir son olacak. Kollektif bilinçaltı bizi dudağımızdan öpecek, sonsuzluğa karışacağız, gözyaşları sel olacak, balık ağlar mı, balık ağlayacak. Şiron ve Venüs'te orada ya ağlayarak birbirimize sarılacağız.
Yerde hala kar var ama ruh ve beden artık ısınacak.
Anın yükselenini de yeniayı da aynı planet yönetiyor: zorlu Satürn: dışardan görünür olduğumuz en gösterişli evimize çökmüş uzun süredir rehin aldığı şans yıldızı Jüpiter'e ders vermekte. Sert öğretmen "yüz verme bu kıt kafalılara diyor, çabalamayana ekmek verme, mutlu etme bu zavallıları" diyor.
Şans yıldızı Jüpiter ne yapsın uzun süredir sert öğretmen Satürn'ün şehri terazide hem de tehlike evi olan sekizinci evde rehin alınmış, şehrin anahtarı da öğretmenin cebinde. Adam olmayana çakacaklar durum vahim. Kopya çekme şansımız da yok: uyanmalıyız.
Haritanın aya göre lordu da olan ancak kısıtlayıcı Satürn tarafından tutuklu ve rehin alınan Jüpiter" ben yüce soylu değerlerin, ahlakın ve erdemin planetiyim bana böyle davranamazsınız "diyor ama nafile, Satürn tek başına gelmemiş : mahşerin diğer atlıları Üranüs ve Plüton 'da Jüpiter'i kıskaca almışlar. Yetmezmiş gibi yükselen evin balık kısmında GAD'lı stelyumda göze çarpan mahşerin dördüncü atlısı Neptün.
Tüm bu ağır abiler: hesap zamanı diye tutturuyorlar, yemeği silip süpürdünüz, tatlınız da dondurmalıydı, şimdi vakit geç oldu : hesap zamanı.
Bakın üranüs var ya o hiç değilse gizlenemez ,elektrik çarpması gibidir, sarsıntılı bir çarpışma. Örneğin Trump'ın güneşiyle birleşmiş doğum haritasında , göz önünde devamlı deprem dalgaları gibi görünür kılıyor onu. Ama ya o Plüton aman o Plüton yok mu. Karanlıklar prensi. Ölüm gibi o anında gelir tepeler ve bitirir, yok eder. O haritanın yine kova evi olan 11. evine oturmuş , hem de oğlakta, tepelerin tepesinde, en yüksekte oturanların mahallesinde yanına da Merkürü çağırmış. İlle de ona bir haber yazdıracak, lamı cimi yok bu bir ölüm ilanı, en üst seviyeden.
Modunuz düştü mü. Yok benim amacım bu değil tam tersi. Daha doğrusu bu yazının ana konusu olan mars koç var ya koçun marsı o buna izin vermez. Balık bir bitişse koç marsı bir başlangıç demek. Güçlü bir başlangıç. Direniş, var olma, hayatta kalma.
Şimdi bu akşam bir cumartesi akşamı, Mars koç burcuna girdi. Saturday Night Fever ,hatıralarımızda kalan bir film. Filmin açılışında kova burcu john Travolta kırıtarak salınarak yürüyor. Arkada Bee Gees'in muhteşem parçası yükseliyor: Stayin' Alive.
Yaşıyoruz, yaşıyoruz, hayattayız, hayattayız,
Yalnızca uyanın.
https://youtu.be/u1qN6gLbUMw
hobimastroloji@blogspot.com
9 Ocak 2017 Pazartesi
OĞLAK SATÜRNÜ
OĞLAK SATÜRNÜ
Her şey Devrim Yılmazer hocamın "bir kova Satürn'ü yazılsın" notuyla başladı. Boşuna değilmiş içimde ki Satürn'ün onuncu evimde kurulup oturması böyle bir anı bekliyormuşum bir anda kendimi Satürn üzerine düşünürken ve yazarken buldum.
Doğum haritamızda Satürn bulunduğu konum ve açılarıyla bize önemli bir hayat dersini işaret ediyor. Bu önemli planeti kendimizi ve dünya oyununu tanımakta farkındalığımızı artıracak bir kod anahtarı olarak kullanabiliriz.
Satürn'ün bulunduğu burç, konumu, yönettikleri ve bakıştıkları öncelikle "sorumlu" tutulduğumuz ders alanlarımızdır. Sorumlu ve sorunlu. Hayatın en başlarında yaşadığımız krizlerle bu alana hemen ilgimiz çekilir çabucak derslere başlayabilelim diye.
Satürn öğretmenimiz bizden ne ister: etkilediği alanlarda biz katılımcıların mükemmel yorumunu. Evet olmayacak şeyi istiyor bizse basit insanlarız bu yüzden de hamur teknesinden tekrar tekrar dökülmeye devam ediyoruz. Biri bizle dalga geçiyor ama henüz bulamadım.
Ne sıkıcı bir giriş oldu ama ne yaparsınız. Satürn'den ne bekliyordunuz ki: aralık ayında sabah eksi iki derece de arabanızın camında ki buzu temizlerken size Hawaii güneşi söz verilmedi. Rutin sıkıcılığında yapmak zorunda olduğunuz zahmetli işler. Oysa bir saat önce sıcak yatağınızdan hiç çıkmak istememiştiniz. Doğu bilgeliği bir gecelik uykuya kısa ölüm diyor, hiç uyanmamaya da tam ölüm. Öyleyse yaşamda isek dünyada ve Satürndeyiz: sınav ve eğitimde.
Ama içimizden bazıları bu sert dünya koşulları için fazla yumuşak.
"Dünya benim için fazla sert"
diyor Hölderlin.
Parantez içinde Hölderlin bir yengeç Satürn'ü şair.
Satürnün yay yolculuğundandır sanıyorum sonsuzluktan bir yay güneşi olan Stefan Zweig'ın astrolojiye verdiği destek devam ediyor. Daha önceki yay Satürnü yazımda Zweig'dan bahsetmiştim, "Kendileriyle Savaşanlar" kitabında 1770 doğumlu Alman lirik şairi Hölderlin'i tanıtıyor bize. Hölderlin edebiyatta klasik çağın ve romantizmin en önemli temsilcilerinden. Yukarıda paylaştığım sözünün de hissettirdiği gibi çok kırılgan bir yapısı var. Onun yumuşak duygusal yapısını Zweig o kadar güzel betimliyor ki natal haritasını merak ediyorsunuz. Ama beni bir oğlak Satürnü yazısına ikna eden aynı kitapta rastladığım şu muhteşem paragraf oldu. Zweig bu paragrafı romantik genç Alman şairlerine katı felsefesiyle zarar verdiğini düşündüğü ünlü Alman felsefeci Kant için yazmış.
" Kant düşüncelerinin şekillendirici ustalığıyla istila ettiği klasik çağın saf verimliliğini inanılmaz derecede tıkamış, bütün sanatçılardaki şehveti, yaşama coşkusunu, hayal gücünün serbest akışını estetiksel bir eleştiri anlayışına saptırarak ebedi bir kırılmaya neden olmuştur. Kendine yönelen bütün şairlerin saf şairliklerini ilelebet tıkamıştır ; zaten böyle bir sırf-beyin, bir saf-zihin, devasa bir buz kütlesine benzeyen böyle bir düşünce hayal gücünün gerçek faunasını ve florasını nasıl dölleyebilirdi, bu kendini bir düşünce otamatına çeviren, bu hayata en uzak kişinin, ömrü boyunca bir kere bile bir kadına dokunmamış, doğup büyüdüğü kasabadan bir kere bile ayrılmamış, gündelik hayat makinesinin her bir dişlisini her gün aynı saatte ve aynı şekilde hiç şaşmadan elli, hayır yetmiş yıl boyunca otamatik olarak çeviren bir adamın; soruyorum böyle bir karşı-doğanın, böyle bir cansız bedenin, kendisi bile donuk bir sisteme dönüşen bu zihnin herhangi bir şekilde bir şairi, şehvetli, yaratıcılığın kutsal tesadüflerinden sarhoş olmuş, tutkudan sürekli bilincini kaybeden bir insanı desteklemesi nasıl mümkün olabilirdi ki? "
Bu paragrafı okuyunca hoppala dedim, bu nasıl bir başlığı konmamış Satürn tarifidir, biyografik denememi okuyorum yoksa bir astroloji kitabında Satürn'mü anlatılıyor. Üstteki paragraftaki sıfatlara tekrar bakarmısınız.
Şekillendiren, usta olan,istila eden, inanılmaz derecede tıkayan, saptıran, ebedi kıran, tekrar tıkayan, sırf-beyin, saf-zihin, devasa bir buz kütlesi, düşünce otamatı,hayata en uzak, dişli ,hayat makinesi, otamatik, karşı-doğa, cansız beden. Hatta bahsi geçen yetmiş yıl bile yedilik Satürn döngülerini hatırlatıyor.
Yapma Kant dedim sende mi ve astrodienst cevabı yine verdi: evet, Kant bir oğlak Satürn'ü. Onun katı felsefesinin Zweig'a göre zarar verdiği genç duygusal Hölderlin ise bir yengeç Satürn'ü.
Astrolojik çalışmalarda zıtlıklar olguların tarifi için değerli imkanlar verir. Kant ve Hölderlin ikilisinde yaşanan oğlak-yengeç zıtlığı gibi bu ara çok sık yaşadığımız bir ikilik yine hemen akla geliyor: 1881'de doğan devlet adamlarının Satürn 'ü boğadayken, 1954 'de doğan devlet adamlarının Satürn 'ü akrepte. Yine muazzam bir zıtlık.
Doğu felsefelerinden ve özellikle Zen'den çok etkilendiğim için yaşama ya da kozmosa bütüncül bakma taraftarıyım. Daireye inanıyorum bu zodyağın tekerleği de olsa. Yalnız burda galiba çok dikkat edilmesi gereken nokta dairenin her noktasının farklı niteliği ve eşsizliği. Şuraya bakarmısınız dairenin bir noktası yengeç: çekingen, duyarlı, ürkek , köklerine bağlı bir yaz havası, tam onun zıt noktasında oğlak noktası duruyor: hava ayaz, her taraf buza kesmiş, gerçeklik çok net ve soğuk, duygulara sıra bile gelmiyor. Sanki yengeçle dünyaya gelen varlık oğlakla uzay gemisine binerek başka uzak diyarlara yolculuk edecek kadar duygularından arınmış olmak zorunda.
Oğlak ve Satürn bildiğini okur, bildiğinden şaşmaz, otomatikleşmiştir artık, bu dünya oyunudur, kış, soğuk ve zorluk hükmünü sürer, tepeler ıssızdır, yalnızdır, sessizdir, göz önündedir tepeler, topluluk tarafından yargılanırsınız, hükme çarptırılırsınız, hakkınızda ki karar uygulanır. Sınanırsınız, yoklanırsınız, tutunmaya çalışırsınız, kayarsınız, düşersiniz, yuvarlanırsınız, kader vaktinizi yaşarsınız.Ölüm yine Satürn.
Satürn orta yaşlarımda burcumu ziyaret ettiğinde neler olmuştu: çalıştığım hastane ani bir sürprizle bir başka yere taşındı, merkezden uzakta bir "tepe"ye, şartları zorladım orda bir "koltuk" sahibi oldum, yine mutlu olamadım istifa edip bir poliklinik açtık, bir telefon geldi babama kalp anjiosu önerilmiş tam bu kadar mı diyordum ki bir telefon daha geldi kardeşim kalp yetmezliğine girmiş asıl haber o. Kalp nakli sırasına bile kaydettik adamı sonraları yine sürpriz bir şekilde iyileşiverdi. Tüm bunları Satürnün burcumu ziyaretinde yaşadım.
Astroloji fal değil. Fal baktırmak için falcıya gidiyorsunuz kahve içiyorsunuz size falınızı söylüyorlar.Ben kozmosun tercih ettiğini tercih ediyorum: gizemi. Astroloji gizeme giriştir hepsi o kadar. Gizemi tanımaya kendinizi tanıyarak başlayabilirsiniz. Astrolojik çalışma farkındalığınızı artırmakta bir başlangıç noktası olabilir. Kendinizi tanımayı tercih ederseniz Lao Tzu, Herakles, Platon, Plotinus, Marcus Aurelius, Seneca, Montaigne, Bacon, Spinoza, Schopenhauer, Hesse, Zweig, Jung, Campbell, Krishnamurti ve Osho gibi çağı olmayan dostlar sizi hep bekliyor. Yol kendi içimize yaptığımız yolculuğun yoludur. Astroloji yolculuğumuzda iyi bir arkadaştır. Kendimizi ve çevremizi anlamamızda tanımamızda yardımcı olur.
Soru "başımıza ne gelecek"se ,cevabı daha basit: ne gelecek tabi ki "yaşam" gelecek. En fazla ölüyoruz o tam bir kesinlik ve sessizlik, onun dışında onbinlerce şey ve olasılık. Dikkat edilmesi gereken nokta şu yıldızlara bakıp onlarla özdeşleşirsek ve tüm gökyüzünü, gökyüzünün bütünlüğünü kaçırırsak yine olmayacak, yolculuğumuz yine yarım kalacak. Özdeşleşme o kadar yaygın bir refleksimiz ki astrolojik yazılardan güceniyoruz bile. Biz birer varlığız hepimiz birer birer tüm kozmosu içeriyoruz ne kaldı bir burç.
Dünya dönmeye devam edecek dostlar korkuyla kasılmayın. Etrafınızda gördüğünüz bu yaratım, bu düşük insanımsı, henüz " insan" olmamış, sen ben kavgasıyla, küçük korkularıyla büzülmüş, tutmaya çabalayan, kalmaya çabalayan döngü çok uzun zamanlardan bu yana planlandı mükemmelce servis ediliyor.
İşte dolunay 12 ocakta karşımızda, yengeç oğlak aksında, Koç üranüsüyle karelenmiş. Orada. Bizi acıtacak, halkımızı acıtacak. Bunun için ne denebilir. Ben uzun süredir bu gibi görünümlerde daha fazla detaylandırmayı bıraktım. Stanford'ta üniversitede bir deney yapmışlar , para ile gönüllü olmuş öğrencileri iki gruba ayırmışlar: gardiyan ve mahkum. Deney başlar başlamaz faşizm o kadar hızlı ilerlemiş ki bilimsel ekip daha altıncı günde kaygılanıp deneyi sona erdirmiş. Çünkü gardiyanlar zulme başlamış, zulme uğrayanlarda hızla giderek daha fazla ezilmişler.
Osho'nun dediği gibi biz henüz bir ihtimaliz. İnsan olma ihtimali. Henüz insanımsıyız insan olmak bir ihtimal. Doğu ya da batı tüm insanlık kültürünün en son geldiği nokta bu. Silah üretilmediğinde bilim ilerlemiş olacak ya da insanoğluna bir hap içirip içinde ki şiddeti kökünden yok ettiğimizde yine bilim ilerlemiş olacak. Şimdilik kayıkçı kavgasına devam.
Zorlu süreçler devam edecek çünkü egomuz ilerde farkındalığımız geride seyrediyor. Her olan olabilecek tek mümkün o olduğu için olmakta. Farkındalığınızı artırmak ve bilinçli kalmak dışında bir yükümlülüğünüz yok. Zihinsel parazit karmaşasından uzaklaşarak iç sesinizin frekansını yakalayın ve yalnızca radyonuzu iç sesinize uyumlayın. Oğlak Satürnü ve dünya kar, kış , kıyametdir. Kar yumuşacıktır ama bu sert mevsimde yağar. Kar her şeyi , her nesneyi örter. Gereksiz ihtimalleri ortadan kaldırır, sadeleştirir ve sessiz kılar.
Her bir birey şu anda tek tek dönüşmedikçe oğlak Satürnü bir eskici gibi geçmişi geleceğimiz yapacak. Benzer döngüleri tekrar tekrar yaşayacağız ve umudumuz hep bir sonraki yaza kalacak.
3 Aralık 2016 Cumartesi
SATÜRN YAYDA
SATÜRN YAY BURCUNDA
Nasıl ego sahibi olmayalım ki. Kolay mı bir civciv misali yumurtanın çatlağından dünyaya doğan insan. Çatlak derken "bir çatlak var her şeyde, ışık böyle girer içeri" diyen Leonard Cohen'i anıyorum. Bir bilinmezden dünyaya doğuyoruz ve ilk güdümüz yaşamda kalmak. Bir Koç burcu gibi refleksif olmak zorundayız. İlk hareketi yapmalıyız. Ah evet işte yumurtanın dışındayız.
Ve açlık bastırır. Yenidoğan her bebeğin olmazsa olmaz sağlık göstergelerinden biridir kan şekeri. Bebek annesini emdi mi? Sorar durur çocuk doktoru. İşte boğa burcu sorunsalı: beş duyu tatmin edilmeli. Anne göğsü, teni, memesi, beslenme, dokunma, ninni: güven ve haz duyusu gelişti artık. Doyduk.
İki burcu ve iki evi bitirdik farkındaysanız, Satürn böyle çalışıyor. Ah ne bitip tükenmez döngüler bunlar, kontrol hep rutin döngülerin ve zamanın patronunda.
Şimdi dünyadayız ve karnımız doydu ya etrafa bakıyoruz: kimler var etrafta benzerlerimiz var mı, kimse var mı orada? İlk iletişimi başlattık. İkizlerimizi keşfettik.
Biz artık burayı sevdik, halimizden memnunuz, dünyaya alıştık, yuvamız diyelim buraya sıkıca köklenelim burda: işte yengeç olduk.
Güzel ya bu dünya, özene bezene yaratılmış şu güneşe bak, koşup oynayalım yaratılışla coşalım: beşinci evde Aslan olduk.
Unutmayalım bu arada egomuzda giderek gelişiyor, şimdi biraz daha olaylara dikkat kesilelim, detayları kavrayalım, irdeleyelim, çalışmak ta önemli arkadaşlar: evet Başak olduk.
Yedinci burç Teraziyle o ana kadar yoktan var ettiğimiz egomuzu artık karşıda ki diğer egolarla karşılaştırabiliriz. Ya ne kadar da çok ego varmış bu arada. Acaba hangisi daha iyi benim için, hangisi daha kötü: yargılama işine de bulaşırız bu arada, Satürn bir anda yüceliverir Terazide. Artık işin rengi değişiyor, sorumluluklar artıyor, çocukluk bitti. Gençlik zamanı.
İşte tam bu nokta, 7. burcu da kapsayan bu ilk yarı Gautam Buda'nın ya da Hermann Hesse'in Siddhartha'sının da çocukluk ve gençlik öyküsüdür. Kral babası tarafından izole edildi, zevke safaya ve hazza doyuruldu. Olumsuz tüm görüntülerden korundu, ölüm nedir bilmedi. Fakat diyorum ya bu bir döngü, bir yuvarlak, bir tekerlek , 8. burcu tatmadan bırakmıyorlar.
Akrep burcuyla beraber ilk kez uçurumla tanışırız, depremi, savaşı, krizi ya da ölümü, tehlikeyi öğreniriz. Tırtıl tırtıl olalı hiç böyle korkmamıştı. Sonsuz ölüm ve canhıraş tehlike tüm tabloyu ele geçirir. Tam bu zorlu ortamda, dünya savaşlarını yaşarken, kamplarda aç susuz sabun olmayı beklerken, insanın insana zulmüne şahitlik ederken, anestezi yapılmadan kesilirken, ayağımız altında ki toprak aşağı doğru kayarken, güneş artık batarken ve aşağıda Hades'in kapıları açılırken, Siddhartha ve tırtıl kafayı kaldırıp yukarda dokuzuncu burcu farkeder: Yay burcu.
Bakın ilk yedi burçta ve yedi evde bayağı bir yol kat etmiştik, yumurta çatlağından dışarı atlayan civciv bayağı bir şeyler inşa etmişti , ego ve onun patronu zihin epey bir gelişmişti. Ama ölüm işte o tüm planı mahvediyor, çünkü zihni ve egoyu acımasızca yok ediyor. Zerrelerini bırakmıyor. Gautam Buda, Siddhartha ya da bizim tırtıl bu şokla düşündüler: başka bir yol olmalı, başka bir yön, tırtıl Kartal'ı ilk o zaman rüyasında gördü, Siddhartha o ünlü arayışına ilk kez ölmüş bir insan gördüğünde başladı.
Dokuzuncu burç Yay, her şeyi yaratan ve yaratmaya devam edenin, Tanrı'nın ,kozmosun, tekrar tekrar aranmasıdır.
İlk sekiz burçta gözlerimizi bilinmeze açtık, kontrol bizde değildi, ailemizi belirlemediğimizi düşünüyorduk, hızla oyuna alıştık ve işte dokuzuncu burçla tüm bu olanların anlamı ne diye düşünmeye başlarız. Sebep ne ,sahip kim. Yay burcunun altı hayvan üstü insandır. İnsanla hayvanın farkı ne? İnsan merak eder ve sorgular. Yay burcuyla beraber sorulara cevap ararız, güneşin refahı olan Tanrısal 9. evde hayata, kozmosa dair bir kanaat oluşturmaya çabalarız.
Evet çabalarız diyorum yalnızca çabalarız. Şu dünyaya bir bakarmısınız milyarlarca insanoğlu yaşıyor. Bunların hepsinin bir haritası var, milyonlarca yay insanı, milyonlarca dokuzuncu ev vurgulu harita, milyonlarca haritasında Jüpiter aktif insan ve dünya hangi durumda.
Bu işte bizim küçük problemimiz. Astrolojik evrende enerji ham ve güçlüdür, enerji bilinç ile şekillenir ve farkı yaratan bilinçtir. Yani tüm bu bahsettiğimiz Yay burcu enerjisi ham haliyle güçlü bir fanatizm evreni de yaratabilir ve yarattı da. Burada fark yaratan sadece bilinç ve onun kodladığı tercihlerdir. Buda ya da intihar eylemcisi fanatik aynı kaynaktan beslenir : tarih bir tane Buda görür ve onbinlerce intihar bombacısı. İnsanoğlunun düşük yaratıcı seviyesi parçalanıp Tanrı'ya ulaşacağını düşler oysa yüksek bilinçli seviyesi yürürken bir papatyayı incitmeyecek farkındalıktadır.
Can sıkıcı konuların yoğun bir şekilde tüm dünyanın gündeminde olması ve daha yeni yaşadığımız fanatik darbe girişimi de yine aynı astrolojik sembolü işaret ediyor: Satürn Yay'da.
Satürn bu hayat denilen yanılsama oyununun temel planlayıcısıdır. Bulunduğu burçta o burcun mükemmel yorumunu ister. Tam bir sıfırcı hocadır, ikna edilemez, dersi tam vermeniz gerekmektedir. O burç konusunda ki eksiklerinizi, yetersizliklerinizi, cahilliğinizi hemen gözler önüne serer, ortalık yerde yüzünüze çarpar, rahatsız eder. Sınıfı geçmeniz için o konunun ustası olmak durumundasınız. Şimdi Satürn yay sürecine baktığımızda tüm dünyayla beraber dinsel konularda en hafifinden tam bir çuvallama görüyoruz. Öz kesinlikle ortada yok, içerik boşaltılmış, tam bir "şekil" imparatorluğu. Kurtulacağı vaad edilen insanoğlu birbirini boğazlamaya devam ediyor, uluslararası sermaye her köşeye egemen, çevreye verilen zarar ve uçsuz bucaksız çıkar savaşı artık solunan havayı, yağan yağmuru, iklimi etkileyecek seviyeye geldi. Bu süreç aslında tam da balık çağının bittiğini kova çağının başladığını işaretliyor. İyimser tüm senaryolara gülün geçin: ektiğimizi biçeceğiz. Hiç kimse sevgi ekmiyor, ortada Buda falan yok, farkındalık, bilinçlilik hali de. Savaş, öfke, ego ve şiddet ekiliyor aynen bunlar biçilecek.
İnsanı büyümemiş bir bebek olarak düşünün elinde tüm evrenin kumandası mevcut o parmağıyla sadece kırmızıya basmakta. Yaratıcılığının ve gücünün farkında değil, yaşam oyununu hiç farketmemiş bile, girdapta, tekerlekte, yanılsamada.
Astrolojiyle ilgileniyorsanız dünyaya şaşırmazsınız. İşte Satürn, o eşsiz öğretmen gözümüze gözümüze sokuyor, gözümüz çıkıyor arada ama yöntem bu, kozmosun acelesi yok. Stephan Hawking " Tanrı zar kullanır, sıklıkla da zarları zor bulunacak yerlere atar" diyor. Astrolojik ihtimaller çorbası da ancak böyle tarif edilebilirdi. Olasılıklar sınırsızdır, en kaba ilkel vahşi olanından, en ruhsal, en düşsel olanına belirsiz bir yelpaze.
Tam burda eskilerden yeni platoncu Plotinus'u anmadan geçemeyeceğim. Plotinus MS 250'ler de bu geniş ruhsal yaratıcılık spektrumunu yukardan aşağıya doğru tasvir ediyordu. Altta olan en ilkel düzeydir. Eskiler dünyaya boşuna " ay altı alem " demediler. Sevgili hocam Devrim Yılmazer beni felsefeyle astroloji arasında ki bağlantılara yönlendirdiğinde ilk çağ felsefesiyle astrolojinin bunca örtüşmesine şaşırmıştım. Tüm dünyanın düşünsel hayatı, felsefesi, bilimin temeli İyonya'da, Anadolu'da başladı farkındamıyız. Göbeklitepe'yi de uzaklarda değil yine ülkemizde buldular.
Sanıyorum ülkemiz doğum haritasının yükseleninin, dünyanın doğum haritasının yani Thema Mundi 'nin yükseleni gibi yengeç olmasının üzerinde durulması gerekiyor. Dünyalar gibiyiz.
İşte tüm bu yazının konusu Yay burcu. Avcı sohbeti gibi yanan ateşin önünde sıcak kahveniz elinizde dostlarınızla beraber yapacağınız bir sohbet. Dünya üzerine ,toplanmış bilgileri sentezleyerek onlara bir anlam kılıfı giydirerek sunacağınız sonsuz bir laf kalabalığı. Ama işte Satürn Yay burcuna geldi, köktenci kendini patlattı, dini mezhepler birbirine savaş açtı, Trump müslümanları Amerika' ya almamaktan bahsetti, işin rengi değişti. Yay burcu tüm dünya ölçeğinde ulusların birbirleriyle olan ilişkilerinde de denge ve düzen arayışındadır.
Dün kitapçıma gittim meditasyon olarak kullandığım Osho kitaplarından bende olmayan yeni çıkan bir tanesini aldım yanına da ne eklesem, elim Stefan Zweig'ın "kendileri ile savaşanlar" kitabına gitti, belki bunu da okumuştum ama unutmuşum. Kitaba başlayıp önsözü okuyunca Zweig'ın kitapta öyküleştirdiği üç Alman yazarla ilgili olarak " üçü de aynı burçtan" diye bahsi açtığını görünce şaşırdım. Zaten Stefan Zweig biyografileri muhteşemdir, empatisi çok güçlüdür, yazdığı kişiyi hem yaşar hem de yaşatır. Bu astrolojik bağlantı tabi beni Zweig'ın natal haritasını açmaya itti. Üstad Atamızın doğduğu yıl 1881 'de 28 Kasım'da Viyana'da dünyaya gelmiş. Güneşi 5 derece yay. Hemen hemen tüm dünyayı gezmiş harika eserler bırakmış, nazilerin Avrupa ve tüm dünyada ki ilerleyişlerine daha fazla tahammül edemeyerek 1942'de Rio 'da eşiyle beraber ilaç içerek intihar etmiş.
İşte bir Yay: bir dünya insanı, dünyayı kucaklamış, dünyayla bütünleşmiş, o hoyrat, zalim, amansız nazi yıkımına bireysel olarak kendi cevabını böyle bir yolu tercih ederek vermiş. Zweig'ın venüs ve merkürünün akrep burcunda kavuştuğunu da eklemeliyim.
Yay sembol olarak altı at üstü insan olarak simgelenir. Dünyanın tüm hayvani gereklerini yerine getiren bu güçlü insanın elinde gökyüzünü işaret eden ok ve yay vardır. Ayağa kalktığımızda yani insan olduğumuzda eğer önümüze arkamıza bakıp duracaksak bu binlerce yılımızı alacak bir vakit kaybı olacak sadece. İnsan için tek bir yön vardır ve bu yönün dışında ki her yön bitmez tükenmez bir tekrardır. Doğru yön yay burcunun işaret ettiği gökyüzüdür. Bu yüzdendir ki insan var olduğundan bu yana ilk insan kültür işaretlerine hangi toplulukta rastlanmışsa astrolojik ilk çalışmalara da oralarda rastlanmıştır. Sümerler, Kaldeliler ya da Babilliler.
Yay Satürnü için son cümle Stefan Zweig'ın geride bıraktığı son notundan:
"hayatım boyunca ruhsal uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu"
hobimastroloji@blogspot.com
Not: yazımı yayınladıktan bir gün sonra OSHO'nun doğum haritasına bakmak aklıma geldi.Bu efsanevi ustanın güneşi 18 derece yay.
21 Kasım 2016 Pazartesi
AKREP BURCU İÇİN
AKREP BURCU İÇİN
Şükür bu sene de akrep güneşini atlattık.
Bu yazıya 4 kasımda başlamışım, yavaş yavaş yazmışım, bir kaç paragraf, sonra ara, sonra bir kaç cümle ve ara, akrep zamanında akrep gibi sinsi ve yavaş, resmen yazıyı çürüttüm. Akrep sinsi ve yavaştır, pozisyonundan hiç vazgeçemez, nadiren kullandığı öldürücü darbeye kadar.
Vücut hiç unutmuyor. Bilim adamları vücudumuzun halen yeni bir virüs saldırısına milyon yıldır kodlanmış ilk bakteri savaşlarından kalıntı bağışıklık savunma sistemiyle cevap verdiğini tespit etti. Biz kim değişmek kim. Bugün virüsler dört koldan siber saldırıda bizim cevabımız mantar tabancası kalıyor, ama olsun, akrebin ve kozmosun daha çok zamanı var, aceleleri yok.
Ve bağışıklık sistemimiz gibi unutmayan bir burç. Milyon yıl önce mağaranın çevresinde gezinen ayının homurtusundan ürküp birbirimize iyice sokulduğumuz günlerden bu yana hiç unutmayan, tarihi insanoğlunun tarihinden daha eski bir burç. Akrep unutmaz, en iyi bildiği dişe diş göze göz hayatta kalma mücadelesidir. Ne ilkellik ama.
Birileri anlatabilir mi artık dünya üzerindeki yiyecek stoğu tüm dünya halkının ihtiyacından fazla, savaşa ve açlığa hiç gerek yok, uzaya gidenlerin yalancısıyız uzaklardan ülkeleri birbirinden ayıran yapay sınırlar görülmüyormuş. Bu gelişmelere inanalım mı?
Yok akrep inanmaz, akrepsi insanoğlu inanmaz. O yaşam ölüm girdabına inanır, sahip olmaya, savaşa, istemediklerini, rakip gördüğünü ,kendinden olmayanı yok etmeye inanır. Ölüme inanır, en büyük korkusu ölmektir, öyle korkar ki ölmekten yalancı cennetler için dünyayı cehenneme çevirir. Ne ilkellik ama.
Dünyanın değiştiğini sanırız. Telefonlar değişiyor, teknoloji değişiyor, yollar, arabalar, binalar. İnsan hiç değişti mi. Dünyayı kim yönetiyor: güç. Derin güçler, derin devletler, derin küresel odaklar deyip duruyoruz. O derin olan her şey akrep.
Akrep derinlerde nemli çürüyüşlerde kendini bulur: doğal gaz, petrol oluşur: akrep yine dünyayı yönetir. Silah üreten şirketler hiç ortalıkta görünmez, savaş karşıtlığı yeşillik olarak araya serpiştirilir ama silah karşıtlığının lafı bile edilmez, o kadar derinden kontrol ediliriz ki. Akrep kontrol eder.
Akrep ölümcüldür. Boğa nasıl baharın ve yaşamın en güçlü vurgusuysa akrepte sonbaharın ve ölümün en güçlü vurgusudur. Dünya denilen bu yanılsamada en sık rastlanan iki durumdur bu ikisi : yaşam ve ölüm halleri.
Hades her zaman hızlı davranır persephon'u kaçırdığı an gibi çok hızlıdır, ölüm her an beklenilmez olarak ve ani gelebilir. Ve Zeus buna sesini çıkarmaz Persephon'un Hades tarafından kaçırıldığı an gibi görür ve seyreder. Müdahale etmez. Bu yasadır, babaları Satürn'den bu yana. Ölüm engellenmez. Bilir bunu yenidoğan bebek doğduğunda hemen ağlar.
Kozmosun ucu bucağı yok, her şey kozmosun içinde, çünkü onun dışı yok.Ama biz insanız ya, yani en azından insanımsıyız, biz bir köprü gibiyiz, geçit gibi: madde ile ruh arasında. Zodyaka bakınca da yani bizim astrolojik yuvarlağa, burçlar karşılıklı yerleşmişlerdir, sanki karşılıklı olanlar birbirlerine geçit, köprü hizmeti verirler: akrebin karşısında boğa vardır. Tuhaf bir ikili.
Eğitimcileri hiç anlayamıyorum özellikle ülkemde, en önemli argümanı hep kaçırıyorlar. Kozmosa hiç bakmıyorlar. Kozmos farklılığı ve çeşitliliği çok sever ve gözetir. Hepimizde ayrı olan parmak izi gibi. Yani her zaman " gölge etmeyin insanoğluna başka ihsan istemem". Manipülasyon her zaman hatadır. Çünkü kozmos her şeyi zıddıyla beraber yaratıyor gibidir. Güzel dediğiniz de çirkin çoktan yaratılmıştır. Yargılamayın, manipüle etmeyin, kendiliğinden olan mükemmel ve yeterlidir. Ama akrep manipüle eder, yönlendirir, ortamı kontrollü bir şekilde dağıtır ama ortam doğası gereği kontrole müsait değildir, bomba patlar : Hiroşima ile beraber muhtemelen bir kısım insanlığımız da yıkılmıştır. O patlayan bombalar, nükleer, radyasyon falan hep akrepdir.
Siz yeryüzünde sıcak kuru çayırınızda doygun, mutlu bir boğa gibi yayıldığınızda yukarda Satürn akrebi o rahatsız edici kahkahasını atar gibidir. Nötr. İlle de en azından nötr edileceksiniz. Sürgit haz ve mutluluk olamaz, bir rahatsız hal, bir akrep hali kapıdadır.
Karmasarmıyım, yok, işte akrep gibi tarihi, zamanı didik didik ediyorum, ince parçalarına ayırıyorum, analiz ediyorum, ne buluyorum?
Muhtemelen akrep uzun süre bu işler üzerinde dedektif gibi çalıştıktan sonra ve tüm dünyayı, kozmosu kontrol etmeye çalışırken: uff oldu, yanlışlıkla kendini soktu, devreleri yandı, acı son, bu yüzden bu bitmez tükenmez rahatsızlığı.
Hep kesiyor, irdeliyor, içine bakmak için, altta yatanı bulmak için, gerçekle yüzyüze gelmek için, hep kesiyor, yöneticisi Mars ya hep kesici, cerrah ya da katil. O yüzden kana bulaşmış, eli kanlı, etrafı kanlı, gözünü kan bürümüş.
Bana hemen kızmayın, benim marsım akrep, ben de işin içindeyim, bugüne dek onbinlerce hasta baktım, aileleriyle beraber epey kalabalık olduk, ne içindi, kim bilebilir, hangi hayatlar, hangi dersler, çevrenize bakın, ülkemiz akrep, bu gayya kuyusu bizim, Nazım'ın dediği gibi "akrep gibisin be kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi"
Aslında hep kendini sokmakta, bitmez tükenmez zehriyle, iğnesiyle sürünüyor, ilk kim ayırmış onu diğerinden , bencillik hissiyle ilk ne zaman tanışmış, sahip olma ve kontrol etme tutkusuyla nasıl da bütünleşmiş, ilk cinayeti kardeşi Habil'i öldüren Kabil mi işlemişti?
Öyle bir soydan geliyoruz ki daha ilk batında abimiz Kabil kardeşi Habil'i öldürmüş, bizim payımıza akrep burcunu anlamak düşüyor. Habil boyun eğmiş katledilirken kardeşine, kaynaklara göre direnmemiş bile: zamanın ilk pasifisti , ilk teslim olanı, "ektiğini biçeceksin kardeşim" demiş olmalı, " ne halin varsa göreceksin".
Anlatılanlara göre bu ilk cinayetten sonra yürümüş gitmiş Kabil ayrılmış ordan uzaklarda kendi ailesini kurmuş. O günde yokmuş adalet bu gün olmadığı gibi. Kabil çiftçi, Habil çobanmış, sonra bildiğiniz gibi Kabil soyunu kurup ilerleyince, işleri almış yürümüş, bayağı sıkı inşa edici olmuş, köprüler, yollar, saraylar, metropoller yapılıp durmuş binlerce yıldır.
Kabil geni ilerledi ve bugün dünyaya hakim. O yüzden bu denli karanlık. Erkenden göçüp gitmiş Habil'in, kardeşine kurban olmuş Habil'in bir kaç geni kalmış mıdır bugün insanoğlu gen tayfasında.
Yok bu yazıyı boşuna çürütmedim canım, teslim etmeyeceğim onu akrebin çürümüş karanlığına. Yay güneşini bekledim, bir umut, iyimserdir yay, yöneticisi jüpiterdir. Hemen faydalanalım iyimserlikten: Jacques A. Bertrand'ı tanımak lazım. Nasıl neşeyle yorumluyor zodyağı, "Akrep kartalın tırtılıdır" diyor. Çıkar yol yok inanacağım ben valla, güneşi , baharı, yaşamı hayal etmeden bunca karanlığa nasıl dayanırız ki yoksa. Şükür bu sene de akrep güneşini atlattık.
hobimastroloji@blogspot.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













